Ümit Kıvanc: Arkamı döndüm, halt etmişim

1996’ymış. Hatırlamıyorum tarihi. Çok zaman oldu, diyebilirim yalnızca. O zaman tanıştık. Ne istediğini bilen, nasıl yapacağını bilmeyen biriy­di. İstediği benim de isteyeceğim bir şeydi, yardı­ma gittim. Gazeteyi tasarlarım, iki hafta çıkması­na yardımcı olurum, dedim.

Sanırım dört-dört buçuk ay geçirdim AGOS’ta. Herkes yeniydi, herkes tecrübesizdi. İki günlük işi dört-beş günde yapabiliyorduk, geceyarılarına kadar çalışıyor, boyuna sabahlıyorduk.

Daha önüne koyduğum logo alternatifleri ara­sından seçme yaparken kapışmaya başladık. Öyle bir inatçıydı ki.

Ben çoğu işte sinir bozucu bir profesyonelimdir. Kusur, biliyorum, gözüm işi görür, işi yapan­ları görmeyebilir. Oyun değildi, düpedüz gazete çıkarıyorduk. Dost ve düşman gözlerin üstünde olduğu bir gazete. Mükemmeliyetçilik, dakiklik gibi takıntıların elinde tutsak olan ben, sabaha karşı birden, o ana kadar yaptığımızı heba etme­ye yolaçacak bir taleple ortaya çıkan acemi genel yayın yönetmenine kızıp duruyordum.… Devam >>

Ermeni Soykırımı’nın 3 faili

Gerek dünyada gerekse de Türkiye’de resmi ya da gayri resmi tarih yazımında soykırım, asıl olarak bilimsel ya da edebi türlerde ele alınırken, çoğunlukla mağdurun bakış açışıyla anlatılmıştır. Soykırıma uğrayan grup, kitle, topluluk ve/veya ırkın; sosyolojik, psikolojik, siyasal, sosyal ve kültürel pozisyonunun neden ve sonuçları açıklanırken, bu kıyımın duygusal etkileri de göz önüne serilmeye çalışılmıştır. Elimizde bulunan Ümit Kurt imzalı Antep – 1915 isimli kitap, Ermeni Soykırımı’nı, dönemin faili olan üç figür üzerinden incelemeye alırken, bir bilimsel çalışma titizliğinde ilerliyor ancak gerek dilsel gerek anlatı biçimlerini de ötelemeden duygusal bir bütünlük kurmaya çalışıyor.

İletişim Yayınları’ndan Merve Öztürk editörlüğünde, titizlikle hazırlanan kitap, faillerin yeni rejim ile ödüllendirildikleri noktasının ayrıca üzerinde dururken, soykırıma katılanların, ayrıntılı bir listesini de sunuyor.… Devam >>

Sait Çetinoğlu: 1915 Soykırımı’nda Kürtler’in Rolü ve Hamidiye Alayları Üzerine

Ermeniler’in bu coğrafyadan kazınmasında en büyük suçlu İttihat ve Terakki ile Alman ortakları olmasının yanında bin yıllardır bu coğrafyada yaşayan bir halkın bir anda ortadan kaldırılması sadece ordu ve Teşkilat-ı Mahsusa çetelerinin örgütlediği cezaevinden çıkardıkları canilerden teşkil edilen çetelerin yanında yerel halkın da Soykırıma destek vermesi, İttihatçı canilerin işlerini tereyağından kıl çeker gibi düzenli bir şekilde gerçekleştirmelerinde en büyük kolaylık sağlamıştır. Bu Kırıma her bölgeden ve her milliyetten yerel halk iştirak etmiştir. Her milliyet 1894-96 katliamları sırasında edindiği gerekli tecrübeyi 1915 sürecinde uygulamıştır. Her milliyettin mensuplarından ittihatçılara suç ortağının çıktığı gibi Kürtler’de bu işbirliğinden vareste değillerdir. Üstelik Kürtler’in Hamidiye katliamları sırasındaki tecrübeleri diğerlerinden çok arttığını söylemekte sakınca yoktur.… Devam >>

Zlatko F.: Osmanlı Döneminde Bulgar Ve Ermeni Hareketlerinde Anarşizm Etkisi

Balkan halklarının, devletlerin (imparatorlukların) katliamlarına ve sömürü aygıtlarına karşı kendi koşullarında geliştirdiği mücadele yöntemlerini değerlendirirken yine aynı dönemde etkileşimde olduğu diğer coğrafyalardaki hareketlilikleri de göz önünde bulundurmak gerekir. Özellikle Bakunin’in halkların özgürlük mücadelesi fikirlerinin ve Slavlara Çağrı metninin Bulgarcaya çevrilmesi ile Slav halklarında, yönetimi altında bulundukları imparatorluklara karşı bir hareketlenme başlamıştır. Bu hareketlenmenin en büyük yansımalarından biri olan İç Makedonya Devrimci Örgütü (IMRO) 1893’te bağımsız bir Makedonya Federasyonu oluşturma amacıyla kurulmuş ve Bulgaristan, Sırbistan ve Trakya’dan da devrimcilerin içinde yer aldığı Cenevre grubu ile de çok yakın ilişki kurmuştur.

İlerleyen yıllarda Bakunin’in “eylemle propaganda” fikri ile ilgili metinlerin Bulgarcaya çevrildiği ve Balkan halklarının mücadelesinde oluşan yaratıcı yöntemlerin gelişmesinde anarşizmin önemli bir rol oynadığını söyleyebiliriz.… Devam >>

Garo Sasuni: 1930 Ararat İsyanı

Kürt bağımsızlık hareketi ve Ermeni-Kürt ilişkileri tarihinin en önemli sayfası 1930 yılı Haziranının başında patlak veren son Büyük Ararat İsyanıdır.

Dört yıllık Kürt bağımsızlık hareketini inceleyip, olayları tartar ve bir eleştiri ile onun değerini ölçersek, görürüz ki “Ararat” isyanmın bütün Kürdistan’ı kapsamamış ve büyük Kürt kitlelerini kendisiyle sürüklememiş olmasına rağmen, açık siyasi kavramı, düzenli örgütü, askeri disiplini ve direnişi ve de bilinçli Ermeni-Kürt dostluğu ile birinci derecede öneme sahip bir Kürt hareketidir. Bu savaş Kürt bağımsızlık hareketlerinin en büyük safhalarından biri veyahutta en önemlisi kabul edilebilir ve ilerideki Ermeni-Kürt siyasi hayatına çok büyük etkide bulunmuştur.

Göımüş olduğumuz gibi 1928-1929 yıllarında Kürtler, Türk hükümetinin parçalayıcı hareketlerine karşı direnmek, kendisini müdafaa etme savaşlarını vermek ve daha tehlikeli hücumlara karşı koyabilmek için örgütlenmeye ve savaşmaya hazırlanmıştı.… Devam >>

Taner Akçam: Sarıkamış’ta savaşan Ermeni askerler ve esaret mektupları

1922 yılında Paris’te Ermenice bir kitap yayımlanır; kitabın adı Acı Çekenlerin Sesi (Tsayn Darabelots), yazarı B. Donabedian’dır. Aslında Donabedian’ın kitaba yazdığı önsözde söylediği gibi, kitabın tek bir yazarı yoktur. Yüzlerce farklı kişi tarafından yazılmış mektupların biraraya toplanmasından oluşmuştur. Mektupların hemen hepsi, soykırımdan kurtulmuş veya kurtulup kurtulamadıkları henüz daha belli olmayan Ermeniler tarafından 1916-1919 yılları arasında yazılmıştır. Her bir mektup, yaşananların sıcağı sıcağına anlatılmasından ibarettir. Birincil el tanıklar, daha olayların içinde iken, ümitsizce akraba, eş ve dost aramakta, onlara başlarından geçenleri tüm detayları ile aktarmakta ve yardım istemektedirler.

Bu mektuplar içinde neler yok ki… Aynı köyde onlarca yıldır birarada yaşadıkları komşuları tarafından nasıl saldırıya uğradıklarını anlatanlardan tutun da, iyi niyetli Müslümanların yardım çabalarına kadar, her şeyi ama her şeyi, ayrıntılı yer ve şahıs isimleriyle bulmak mümkün.… Devam >>

Hrant Dink davası: Eski jandarma Karakaya ve Celepoğlu tahliye edildi

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davada eski Astsubay Yavuz Karakaya ile eski Tuğgeneral Hamza Celepoğlu tahliye edildi. Son tahliyelerle birlikte dosyadaki tutuklu sayısının 4’e düştüğü davanın sonraki duruşması 12, 13, 14 Mart tarihlerine ertelendi.

Hrant Dink’in öldürülmesinde sorumluluğu bulunan Emniyet, İstihbarat ve jandarma görevlilerinin yargılandığı 6’sı tutuklu 85 sanıklı davanın 87. duruşması Çağlayan’daki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Tutuklu sanıklardan Ramazan Akyürek, Muharrem Demirkale, Yavuz Karakaya, Hamza Celepoğlu ve Ercan Gün’ün SEGBİS ile bağlandığı duruşmada, dönemin Trabzon Jandarma görevlileri Ali Öz’ün de aralarında bulunduğu 4 tutuksuz sanık hazır bulundu. 24’üncü duruşma haftasının son gününde tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatlarının talepleri alındı.… Devam >>

2014'den beri online siyasi dergi ve bilgi portalı