Sait Çetinoğlu: İttifak Devletleri Kaynaklarında Ermeni Soykırımı ve Ermeni Soykırımında Alman etkisi

Titiz soykırım araştırmacısı Vahakn N. Dadrian, Belge Yayınlarınca yayımlanan, Ermeni Soykırımında Kurumsal Roller (1) kitabında, genel olarak soykırımı tartışarak, Ermeni soykırımında Partinin, Askeri ve sivil otoritelerin, Teşkilat-ı Mahsusa’nın, doktorların suçlarını ve tüm bunların suç ortaklarını belgelemiş, bu sorumluların askeri ve Divan-ı Harbi Örfi Mahkemeleri’nde görülen davalarından örnekler de vererek, Ermeni soykırımına ilişkin zengin belgeler sunmuştu.… Devam >>

Zabel Mirkan: İlk Ermeni sosyalist feminist yazar Zabel Yesayan

”Savaşın yanı başımızda olduğunun bilincindeyiz, fakat yine de sakin ve tekdüze hayatımıza devam ediyoruz.”

Zabel Yesayan, Osmanlı döneminde antimilitarist hareketin öncüsü ve bilinen ilk Ermeni sosyalist feminist kadın yazardır. Zabel, 1878 yılında Üsküdar’da doğdu; gençlik yıllarını burada geçirdi. İlk edebi eseri ise 1895’te yayımlandı. Aynı yıl Paris’e gitti; Sorbonne’da edebiyat ve felsefe eğitimi aldı.… Devam >>

Sefagül Aslan: Lenin’in fedaisi Kamo’dan Nubar’a… Devrimin özgün kişilikleri

“Ama gerçek, sık sık olduğu gibi, tüm ‘hayal ürün’lerinden daha şaşırtıcı ve karmaşık olduğunu kanıtladı” der Maksim Gorki, Kamo için yazdığı bir yazıda.

Nubar yoldaşın ölümsüzlüğünün üzerinden iki yılı aşkın zaman geçti. Ona dair birçok yazı yazıldı, onun üzerine birçok röportaj verildi.

Ünlü Bolşevik devrimci Kamo’nun yaşamını okurken, Nubar yoldaşla olan benzerliğini yakaladığımda inanılmaz şaşırdım.… Devam >>

Temel Demirer: ERMENİ SOYKIRIMI’NIN BELGESİ VAR (MI?)[*]

“Geçmiş asla ölü değildir; geçmiş, geçmiş bile değildir.”[1]

1915, Ermeniler için “Medz Yeğern/ Büyük Felaket”, Süryanîler için “Seyfo/ Kılıç”, Rumlar için ise “Sfagi-Xerisomos/ Katliam” demektir; yani soykırımın kardeş dillerdeki telaffuzu budur; böyledir.

Ben de bunu telaffuz edip, yüksek sesle dillendirdiğim için TCK 301’den bir kaç kez yargılanıp; dönemin AKP’li Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in, “Ben devletime katil dedirtmem,”[2] kostaklanmasının muhatabı olmuştum…

Sonrası da geldi; Süleyman Demirel Üniversitesi’nden Erman Şahin “Soykırım” dediğim(iz) için[3] “Bilimsel Etik ve Yöntem”(!) dersi(?) veriyor şunları diyerek:

“Ermeni gazeteci Hrant Dink’in trajik bir suikast sonucu hayatını kaybetmesinin ardından, Temel Demirer ve Sibel Özbudun tarafından ‘1.500.001’inci Ahbarik’ başlığı altında Ermeni Meselesini ele alan bir makale kaleme alındı.… Devam >>

Stergios Theodoridis: Hafıza ve Erk

Küçükken, 60’ların sonlarında, dedem Andonis’ten ilk defa “Vatana dönmek üzere” deyimini duydum, komşusu Haritos’la rakı içerken; neyi ima ettiklerini tam olarak anlayamıyordum.  Kaldı ki rakı içilirken söylenen alışılagelmiş bir dilek değildi. “Vatan”dan kastın… üzerine bastıkları toprak değil de, başka bir şey… uzakta… sadece kendilerinin vatanı olmayan, içinde başka insanların da yaşadığı ortak vatan olduğunu anlamam zaman aldı.… Devam >>

Sait Çetinoğlu: 1915 Soykırım Sürecinde Ermeni Gen havuzuna El Konması ve Seks Köleliği

Çeşitli Ermeni kaynaklarında üstündeki elbisenin önü beline kadar açık ve yeni buluğa erdiği anlaşılan yarı çıplak genç kız fotoğrafına bir anlam veremezdim. Son günlerde üzerinde çalıştığım Yves Ternon’un Mardin 1915, Bir Yıkımın Patolojik Anatomisi kitabında kullanacağımız  fotoğrafları seçerken bu fotoğraf yine karşıma çıktı altında şöyle bir yazı vardı: “seks kölesi yapılan Mardinli Ermeni bir kız”.… Devam >>

Ragıp Zarakolu: Onlar hep bizimle

Aynı gün çok yakın olduğunuz, birlikte kavga yürüttüğünüz iki insanın ölüm haberini almak doğrusu çok ağır. İsveç’in en güney kıyılarında, 1961 yılında Kuzey Rodezya’da yine bir barış misyonu için yollara düştüğünde şüpheli bir uçak kazası sonucu ölen, Birleşmiş Milletlerin en karizmatik genel sekreteri Dag Hammarkjöld’ün kendisinin oturamadığı, şimdi müze olan kır evini ziyaretten dönerken geldi iki acı haber.… Devam >>

2014'den beri online siyasi dergi ve bilgi portalı