Emek Yıldırım: Doğu Karadeniz Taşralılığı

Bir süredir memlekete hakim olan ruhun taşralılığından ve merkezin de taşralaştığından daha sıklıkla bahsedilir oldu. Oysaki Türk siyasal kültürünü belirleyen temel dinamiklerden de biri olan, merkez ve taşra arasındaki gerilim hayli zamandır süregelen bir tartışmadır aynı zamanda. Osmanlı’nın son dönemlerinden yavaş yavaş başlayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında ivme kazanan Batılılaşma, aydınlanma ve modernleşme çabalarının yarattığı başta merkezde olmak üzere vuku bulan ve taşraya da dayatılmaya çalışılan “medeniyet” dönüşümleri ise bu hususa yeni bir yön katmıştır.… Devam >>

Tamer Çilingir: 19 Mayıs 1919 Pontos Rum Soykırımı

TBMM’nde 21 Ağustos 1922 yılında yapılan bir gizli oturumda Sinop milletvekili Hakkı Hami Bey öne çıkarak, hükümetinin sürgün politikasına karşı gelir. Yaptığı konuşmada şunları vurgular: “Eğer sürgünler insanların öldürülmesiyle ilgiliyse bu çok vahimdir. Dünyanın gözleri önünde bizi lekeliyor. Hükümet kendini savunamayacaktır. Ne yazık ki bugün, bir kez daha, araştırma komisyonuna gelip gelmeyeceğini ve gelirse onu kabul edip etmeyeceğimizi konuşuyoruz.… Devam >>

Ragıp Zarakolu: Kendi coğrafyası ile barışamamak

Artık kitap yasaklamaya, mahkemeye vermeye gerek yok. Muhbirlerimizin ‘tepki’si, kitapların toplu iadesi, dağıtılmaması için yeterli oluyor.

Şimdi de DERSİM adına taktılar, PONTOS’dan sonra. Acaba dünyada kendi coğrafyası ile takıntılı olan bir başka ülke daha var mıdır?

12 Eylül döneminde ERMENİSTAN adına takmışlardı. Yabancı turist rehberlerinin gözaltına alındığı olmuştu. Ellerinde tarihî Ermenistan’ın zikredildiği haritalar var diye.… Devam >>

Baskın Oran: 1964 Sürgünleri: Kıbrıs Meselesi mi, «Prensip» Meselesi mi?

1964 Sürgünleri konusuna, önce kısa bir teknik bilgi vererek başlamakta yarar var:

16 Mart 1964 tarihinde Türkiye, 30 Ekim 1930’da Yunanistan’la yaptığı “İkamet, Ticaret ve Seyrisefain Mukavelenamesi”ni[1] tek taraflı olarak feshetti. Bu fesih kararının uygulanmasına anlaşmanın hükümlerine göre altı ay sonra başlanması gerektiği halde[2], T.C. hükümeti iki ayrı maddeye dayanarak uygulamayı hemen devreye soktu.… Devam >>

Karadeniz kana bulandı

Devrimci Karadeniz Gençliği İsviçre’nin Zürih kentinde Pontus Soykırımı’nın 100. yılında bir anma etkinliği düzenledi. Türkiyeli ve Kürdistanlı birçok kurumun destek verdiği anma etkinliğinde Pontus Rum halkına uygulanan soykırım, yapılan konuşmalarla kınandı.

Anmada ilk konuşmayı Devrimci Karadeniz Gençliği adına Erhan Çalparmak yaptı. Çalparmak yaptığı konuşmada Nükleer Santrallere ve HES’lere karşı mücadele ettiklerini belirterek, ’’40 yıldır devam eden Kürt Özgürlük mücadelesine savaşmaya gönderilen gençlerimizin bilinçlenmesini sağlamaya çalışıyoruz’’ dedi.… Devam >>

Cengiz Aktar: Pontos Soykırımının 100. yıl dönümü

Pontos Soykırımı’nın yıllara yayılmış ama iradî bir yok etme süreci olduğu bugüne kadar ağırlıklı olarak yurtdışında yapılmış çalışmalardan anlaşılıyor. Memlekette ise konu inkâr ediliyor; ya hiç bilinmiyor ya resmî tarihin tahrifatı sonucunda yanlış biliniyor.

Akademinin ilgisi sıfır, kanaat önderlerinde gözle görülür bir çaba yok. Üstelik rejimin bunaltıcı baskısı 19 Mayıs’a rejim karşıtı olağanüstü bir anlam yüklemişken kimsenin diğer 19 Mayıs’ı görecek niyeti yok, rejim var oldukça da olmayacak.… Devam >>

Sait Çetinoğlu: Pontos’un Zenginliği ve Pontos Soykırımı

Pontos’un Zenginliğine dair Genel Bilgiler (1)

Pontos Osmanlı coğrafyasının en gelişmiş bölgelerinden biridir gerek nüfusunun artısı, gerek kalkınmasından ve zenginliği açısından son derece önemli ve Pazar için üretim yapılan kapitalizme eklemlenmiş bir bölgedir. Bu nedenle aynı zamanda Pontos’taki canlı Helenizmin de kaynağıdır. Emmanuil Emmanuilidis bu canlılığın Ege sahilindeki Hellenizmle kıyaslandırılabileceğini söyler.… Devam >>

2014'den beri online siyasi dergi ve bilgi portalı