Serdar Korucu: Ermeni Katliamları ve Soykırımına Karşı Çıkan İtalyalılar

Osmanlı İmparatorluğu topraklarında, Ermeni Soykırımı öncesinde, 1894 ve 1895-1897 yıllarında Ermenileri hedef alan katliamlar tüm Avrupa’da olduğu gibi İtalya’da da tartışılıyordu.

Hayagitak Yayınevi tarafından yayımlanan, Albert İsoyan’ın basıma hazırladığı ve Dr. Hakob Çakıryan tarafından 2013’te Türkçeye kazandırılan “Kara Kitap-Ünlü Yabancıların Gözüyle Türk Mezalimi ve Ermeni Soykırımı” kitabında katliamları gündemine alan ilk isimlerden biri olarak İtalyalı anarşist Amilcare Cipriani bulunuyor.

“Ermenilerin Osmanlı’yı baştan başa sulayan masum kanı”

Cipriani, 1899’daki konuşmalarında Ermeni katliamlarını “1894-1896’nın tüm dünyayı derinden yaralayan, o güne kadar görülmemiş derecede korkunç, haince tezgahlanmış, alçakça tasarlanmış bir imha planı” diye tanımlıyor, “Sultanın kana susamış haydutları, yaşına, cinsiyetine bakmaksızın 300 bin mazlumu hunharca katlettiler” diyordu.… Devam >>

Prof. Hamit Bozarslan: Bugünkü Türkiye’nin temelinde İttihad ve Terakki’nin en ufak bir saldırıya uğramadan başlattığı I. Dünya Savaşı ve soykırım var

Türkiye tarihi bir dönemeçten geçerek demokrasi dışına doğru adım adım sürüklenirken, Ortadoğu bu süreci çok daha hızlı geçerek, yeryüzünde yaratılan ortak medeniyetin dışında bir yerde konumlanmış görünüyor.

Toplumsal hafızanın kaybolduğu, kültür ve bilgi birikiminin tahrip edildiği bu çağın ortaya çıkardıklarını tanımlamak da yine tarihçilere ve siyaset bilimcilere düşüyor.

‘Nereye gidiyoruz’ sorularının neden olduğu korku ve paniği açıklamada yardımcı olan, toplumların medeniyet içindeki kırılma ve kırılganlık süreçlerini yakından izleyen isimlerden biri de tarihçi ve siyaset bilimci Prof. Hamit Bozarslan.

Bozarslan bugünkü Türkiye’yi yaratan dinamiklerle ilgili, “Bugünkü Türkiye’nin temelinde İttihat ve Terakki’nin en ufak bir saldırıya uğramadan başlattığı Birinci Dünya Savaşı ve bir soykırım var.… Devam >>

Macron ‘Ermeni Soykırımı’ kararını imzaladı

Fransa 24 Nisan’ı ‘Ermeni Soykırımını Anma Günü’ ilan etti. Bu amaçla hazırlanan kararname bu sabah Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Toplam üç maddeden oluşan kararname Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Başbakan Edouard Philippe’in imzalarıyla yayımlandı. Kararnamede, Fransa’nın ‘Ermeni soykırımı’nı 29 Ocak 2001 tarihinden bu yana resmen tanıdığı hatırlatılıp, 24 Nisan’ın bundan böyle ‘Ermeni Soykırımını Anma Günü’ ilan edildiği yazıyor.

DW Türkçe’nin aktardığına göre bu amaçla her yıl 24 Nisan’da Paris’te resmi devlet töreni düzenlenecek. Diğer illerde ise anma törenleri valiliklerin inisiyatifine bırakılacak.

Kararnamenin Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Fransa topraklarında olduğu bir günde yayımlanmış olması gözlerden kaçmadı. Paşinyan, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) genel kurul toplantılarına katılmak üzere Strasbourg’da bulunuyor.… Devam >>

Soykırımdan Kurtulanlar

‘Soykırımdan Kurtulanlar: Halep Kurtarma Evi Yetimleri’ kitap Ermeni Soykırımı sırasında hayatta bırakılan Ermeni kadın ve çocukların 1918’den sonra kapatıldıkları evlerden kurtarılmalarını ele alıyor. Kurtarma Evi’ne gelen 1.700 civarında çocuk ve kadının kaydı tutuldu. Kitabın editörlüğünü yapan Dicle Akar’a göre soykırımı ilk kez çocuklar anlatıyor, bu bulmacanın eksik halkasıydı’’ diyor.

Ermeni Soykırımı sırasında hayatta kalan Ermeni kadın ve çocukların kapatıldıkları evlerden kurtarılmalarını ele alan ‘Soykırımdan Kurtulanlar: Halep Kurtarma Evi Yetimleri’ adlı kitap, İletişim Yayınları’ndan çıktı.

Milletler Cemiyeti tarafından 1921’de Halep’te kurulan Halep Kurtarma Evi’nin çalışanları, gelen kadın ve çocukların başlarından geçenlerin not edildiği özel kayıt defterleri tutmuştu. Günümüzde İsviçre’nin Cenevre kentindeki Milletler Cemiyeti Arşivi’nde bulunan 1922- 1930 tarihli bu defterlerde, toplam 1700 civarında kadın ve çocuk hakkında bilgiler yer alıyor.… Devam >>

Mustafa Sütlaş: 24 NİSAN 1915’TEN: Doktor Sevag’ın Hikayesi

Rupen Çilingiryan 15 Şubat 1885 de İstanbul’un Silivri ilçesinde doğar. “Kara” gözlerinden ötürü sonradan “Sevag” adını da alır. Adı böylece “Rupen Sevag Çilingiryan” olur, daha sonraları ise yalnızca “Rupen Sevag” (Ruben Sewak) diye tanınır.

Sevag ilköğrenimini Silivri’de tamamladıktan sonra Bahçecik (İzmit)’e geçti, sonra İstanbul Berberyan Okulu’na devam ederek 1905’te mezun oldu.

Edebi yeteneğinden başka, bilime karşı eğilimli görüldüğünden, başöğretmeninin telkin ve tavsiyeleriyle İsviçre’nin Lozan şehrine gitti.

Tıp eğitimini Lozan Tıp Fakültesi’nde gördü. Bu sırada Alman yurttaşı olan Helene (Yanni) Appel ile evlendi. Onunla Lozan’da karşılaşmıştı, ikisi de üniversite öğrencisiydi: Rupen tıp eğitimi görürken Yanni pedagoji okuyordu.

Anlatılanlara göre “ilk görüşte aşktı” onlarınki.… Devam >>

2014'den beri online siyasi dergi ve bilgi portalı