Kategori arşivi: 1909 Kilikya Katliamları

Hovsep Hayreni: 1909 Adana katliamı

Meşrutiyet’in üzerinden bir yıl geçmeden Nisan 1909’da Adana ve Çukurova bölgesi Ermenileri büyük bir kırıma uğratıldı. 25-30 bin cana kıyan bu kırım ve talan hareketi eski İslam bağnazlığı kadar yeni yükselme yolundaki Türkçülüğün de damgasını taşıyordu. Türk-Müslüman sermayesi yararına gayrimüslim unsurların tasfiyesi, toprak ve sair zenginliklerin el değiştirmesi İttihat ve Terakki yönetiminin önde gelen hedeflerinden biriydi. Ama onlar bu olayı İstanbul’daki 31 Mart Vakası ile birlikte Abdülhamit’in hesabına kaydetmek suretiyle kendilerini sorumluluktan sıyırmayı becerdiler. Böylece çatışmalı oldukları padişahın değişmesini sağladıkları gibi Ermenilerin hiç değilse bir kısmına daha uzunca bir süre dost görünmeyi de başaracaklardı.

Adana katliamını 1908 Meşrutiyetiyle coşan ve ümitlenen Ermenilere bir had bildirme hareketi olarak okumak da mümkündür.… Devam >> “Hovsep Hayreni: 1909 Adana katliamı”

Behçet Çelik: 1909 Adana Katliamı

Adana’da 1909’da yaşanan Ermeni Katliamıyla 1915 soykırımı arasında nasıl bir ilişki olduğu sorusu tam olarak cevaplanabilmiş değil. 1909 Adana Katliamı: Üç Rapor’a yazdığı önsözde, Taner Akçam da 1909’un 1894-96 Ermeni kıyımlarıyla 1915 arasında bir ara halka mı olduğu sorusuna net bir yanıt vermenin zor olduğunun altını çizip “Asıl tarihçili[ğin] bu üç büyük yıkımı, aralarındaki farkları ve benzerlikleri ihmal etmeden ortak bir perspektiften okumayı başarmakta yat[tığını]” belirtir. Adana Katliamı kimi açılardan 1915’i bir hayli andırıyor – bir adlandırma meselesi bile mevcut. Nisan 1909 olaylarına “iğtişaş” (kargaşa) diyenler ile “katliam/kıyım” diyenlerin yaşananları hayli farklı değerlendiği aşikâr.

Son yıllarda 1915 Soykırımı’nın yanı sıra Adana Katliamı’na ilişkin kitapların yayınında da bir artış var.… Devam >> “Behçet Çelik: 1909 Adana Katliamı”

Sait Çetinoğlu: KİLİKYA 1909: Adana’da Adaletin Katledilmesi (1)

Sait ÇetinoğluAnadolu’nun güneyinde bulunan Osmanlı İmparatorluğu’nun en gelişmiş vilayetlerinin bulunduğu Kilikya’da, Ermenilere karşı iki aşamada katliam gerçekleşir. Gerçekleşen katliamların Nisan 1909’da patlak verdiği sırada, iktidarda, II. Abdülhamid’e yeniden yürürlüğe koydurdukları Anayasa ile birlikte 24 Temmuz 1908’de yönetime el koyan özgürlük, eşitlik ve adalet vaat eden reformcu ve laik Jön-Türklerin İTC komitesi bulunmaktaydı.

Kilikya, 1894–96 katliamlarından bu katliamların uygulama alanları özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Ermeni vilayetleri olmasından ve dağlı Zeytun’luların bu olaylar karşısında hassasiyetleri, uyanıklıkları ve savunmaları sayesinde kurtulmuştu. Adana ve havalisi 1894–96 Abdülhamid devri katliam ve yıkımlarından kurtulmuş olan ender yerler arasındaydı. Şehrin yerlisi olan Ermeni ahalinin nispi zenginliğiyle birleşen bu olgu, Ermenileri fırsat düştüğünde imha edilecek uygun bir hedef haline getiriyordu.… Devam >> “Sait Çetinoğlu: KİLİKYA 1909: Adana’da Adaletin Katledilmesi (1)”

SAİT ÇETİNOĞLU: Yıkıntılar Arasında: Zabel Yesayan’nın 1909 Kilikya Katliamı Tanıklığı

1909 yılının Nisan ayında iki aşamada gerçekleşerek 30 bine yakın Ermeni’nin katledildiği[1] ancak sonrasında  24 Nisan 1915’in gölgesinde kalan 1915 Soykırımının provası niteliğindeki Kilikya Katliamlarının[2] tanığı olan, bu coğrafyanın cesaretli ve güçlü kadını Zabel Yesayan’ın[3],

Marc Nichanian tarafından felaketin karşısına dikilen bir birinci şahıs anlatısı olarak nitelenen Yıkıntılar Arasında[4] adlı tanıklığı, coğrafyasındaki okuyucularla Kayus Çalıkman Gavrilof’un diliyle nihayet yüz yıl sonra buluştu. Yesayan’ın tanıklığını Hagop Oşagan sözleriyle kendisinin ve de halkının değerlerine ve bedbahtlığına tanıklıktı. Yıkıntılar Arasında, onun eserleri içinde gerçekliği nedeniyle Dante’ninkini bile gölgede bırakan bir nevi cehennemdir. Giligya’nın ateşe verilmiş panoraması önünde o, bir yazarın alışılagelmiş ölçülerini aşmış ve tüm bir Ermeni yurdunu ruhu ve tarihiyle bir bütün olarak kucaklamıştır.… Devam >> “SAİT ÇETİNOĞLU: Yıkıntılar Arasında: Zabel Yesayan’nın 1909 Kilikya Katliamı Tanıklığı”

Sait Çetinoğlu: Kilikya’daki Ermenilerin kıyımı, ‘Türk popu’na nasıl malzeme oldu?

Sait ÇetinoğluAdana’da 1909’da Ermenilere yönelik gerçekleştirilen katliamın ardından, öldürülenlerin anısına yakılan, Ermeni halkının duyduğu acıların bir feryadı olan Adana Ağıdı, bir Türk pop şarkıcısının elinde neye dönüştü?

1909 yılı Jön Türkler için bir dönüm noktasıdır. 31 Mart olaylarıyla Jön Türkler gerçek ajandalarını ortaya koymada eşsiz şans yakalamışlardır. Bu olaylarla diktatörlüklerini ortaya koyma fırsatının yanında, Kilikya’da katliam provası yapma fırsatını da yakalamışlardır. Kilikya’daki katliamda, (1894–96 katliamlarında olduğu gibi) büyük devletler seyirci kalmış, ordu da amaca uygun olarak ‘mükemmel’ bir şekilde kullanılmıştır. Bu katliam, 1915 trajedisi öncesi olağanüstü bir deneydir . Vahakn N. Dadrian, Ermeni Soykırım Tarihi – Balkanlardan Anadolu ve Kafkasya’ya Etnik Çatışma 1 adlı önemli çalışmasında, Kilikya olaylarını, “soykırım provası olarak gerçekleştirilen eylemler” olarak niteler:

“Jön Türk İttihatçı meşrutiyetçi devrimin aldatıcı niteliği, yaklaşık 25.000 Ermeni’nin kurban gittiği 1/14 Nisan – 1/27 Nisan 1909 dönemindeki iki aşamalı katliamın başlatılmasıyla ayan beyan ortaya çıktı.… Devam >> “Sait Çetinoğlu: Kilikya’daki Ermenilerin kıyımı, ‘Türk popu’na nasıl malzeme oldu?”