Kategori arşivi: Ermenilerin Ticari-Ekonomik Faaliyeti

İzmir / Zmürnia

Maddi olarak Ermeniler atalarının başarılarına sahip değillerdi, çünkü hem masraflar çoğalmış, hem de gelirler azalmıştı, ama buna rağmen yine de içlerinde zengin şahıslar az değildi. Maddi bakımdan kendi yıllık gelirleri ve masraflarına göre Ermenileri dört sınıfa ayırabiliriz.
A.     sınıfı, gündelik gelirle ancak varlıklarını koruyan ve uluslarına ait birkaç handa bedavadan yaşayan, en fakirleridir.
B.     sınıfı, yılda 10-15 lira ödeyerek kiralık evlerde yaşayan ve 5-6 bin kuruş masraf yapanlardır.
C.     sınıfı 25-40 lira ödeyerek kirada oturan ve yıllık 20-40 bin kuruşluk masraf yapanlardır.
D.     sınıfı, ki en zenginleridir, 60-100 lira ödeyerek kiralık evlerde yaşayan ve yıllık 50-80 bin kuruşluk masraf yapanlandır. Bu sınıfın atlarıyla arabaları olduğu gibi, içlerinde müstakil ev sahibi olmayanları çok azdır.… Devam >>

ELAZIĞ (HARPUT) / KHARPERT

Kharpert, eski zamanlardan beri, kuzey ve güneyden gelip-geçen kervanların, yerel üretimleri de beraberlerinde alıp götürdükleri, önemli bir ticari merkez olmuştur. Kharpert’in ticari evlerinin, çok uzun yıllara dayanan hikayeleri vardı. Şehrin tüm ithal ve ihraç ticaretinin tamamiyle Ermenilerin elinde bulunduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Onlar dışında ticaretle uğraşan çok az sayıda Asuri-Süryani ve Türkler de vardı, ama onların tüm ilişkileri de, yine bu Ermeni tüccarlar aracılığıyla yapılmaktaydı.

İhraç edilen temel mallar, pamuk, yün, işlenmemiş ve işlenmiş deri, hayvanlar, afyon, balmumu, reçine, acı ve tatlı çekirdek, badem, ceviz, buğday, arpa, koza, ipek, ipekten kumaş, şarap, rakı, yağ, halı, kilim, kurutulmuş kayısı ve vişne, vs. idi.… Devam >>

Erzurum / Garin

Erzurum, sadece askeri bir bölge ve garnizon ile komşu vilayetlerle ilişkilerde bir merkez olarak değil, Trabzon’dan Tebriz’e giden büyük yolların üzerinde bulunduğundan dolayı, Avrupa malları ile İran’dan gelen hammaddelerin taşınması konusunda da başlıca durak olma önemine haizdi. Avrupa malları ve İran’dan gelen yükle dolu binlerce kervan devamlı olarak bu şehre girip çıkmakta, binlerce kervan bu şehirde duraklayıp istirahat ettikten sonra, erzak yükleyerek tekrar yola düşmekteydi. Erzurum, Trabzon’dan güneye giden demiryolu inşa edildiği takdirde, gelecekte de önemli bir merkez olacaktır.

[singlepic id=85 w=440 h=700 float=left]Erzurum’un nüfusu 60.000 kişi olup, bu sayının 15.000’i Ermenilerden oluşmaktaydı. Ermeniler, şehrin kuzey ve kuzeybatı kısmında yaşamaktaydılar. Şehrin bu kısmı daha düzenli ve temiz olup, Rus, İngiliz ve Fransız elçilikleri bu kısımda bulunuyordu.… Devam >>

Divriği / Divirik

İşte göründü Divriği, oh… şehrim ne kadar arzulanıyorsun böyle ! Divriği, çevresindeki dağlarla örülü bir vadinin bir tarafına kurulu, ağaçlıklarıyla süslü, bol meyve ve suyu ile çok uyumlu bir şehirdir. Küçük bir vadiyle ikiye ayrılmış olan şehrin, Boklu Çay adı verilen iki taraf ayıracında kirli bir su akar. Bir tarafında yüksek bir tepeye kurulu, yer-yer duvarları yıkık, ama kuleleri hâlâ sağlam ve ayakta olan eski bir kale vardı. Kalede ve onun hemen altında, Kaledibi adı verilen yamaç kısmında yapılı evler bulunmaktaydı. Fakat çarşı, Hükümet evi, hamamlar, meydanlar vs. şehrin, çok daha fazla insanının yerleşik olarak yaşadığı, hem Ermeni, hem de Türklerin, geniş bahçeli evlerinin bulunduğu diğer tarafında bulunuyordu.… Devam >>

ÇEMİŞGEZEK / ÇIMIŞGADZAK

Çemişgezek, Kharpert’in kuzey-batısında ve oradan 12 saat uzaklıkta bulunan küçük, şirin bir kasabaydı. Dersim sıradağlarının sonsuz taş ve kayalıkları arasında, sayısız bahçeler içerisine gömülmüş bir adayı andırıyordu. Doğasından aktif, usta zanaatkâr, eğitilmeye meyilli Çemişgezekli, çok eski zamanlardan beri, kendi yerinde barınamazcasına, hep gurbete çıkarak, Konstantinopolis, Halep, Trabzon vb. gibi daha nice yerlerde bulunan gurbetçiler içerisinde refah düzeyi oldukça yüksek olarak yaşardı.

Ticaret, şehir    merkezinde    yapılmaktaydı. Alışılmışa göre, haftanın bir günü, çevredeki 50-60 köyden insanlar, alış-verişlerini yapmak için mutlaka şehre gelirlerdi. O gün, Çarşamba günüydü ve bu herkesçe bilinirdi. O gün, hemen her Ermeni köylüsü biribirleriyle karşılaşır, tanışır, samimiyet kurar ve dost olurlardı.… Devam >>

BURSA/BRUSA

Bursa ticari kazançlı bir şehirdi. Şehrin çevresinde şifalı maden suları, aynı zamanda ipek böcekçiliği için gerekli, ucu bucağı olmayan dutluklar vardı. İstatistiki verilere göre, sadece 1902 yılında, Bursa’da 600.000 altınlık ipek ve ipekten kumaş alış-verişi yapılmıştı. Bunlar, şehrin 50’den fazla ipek üretimi yapılan fabrikalarında üretilmişti.

Bursa’da aynı zamanda büyük oranda kilim (karpet), ipek ve altın telli el işlemeleri, el, yüz ve beden havluları, peştemallar, bornozlar üretiliyordu. Bursa’nın bolca ziraat mahsülleri de vardı, pamuk, süt ve yağ mamülleriyle, hayvan üretimi, kaliteli meyve çeşitleriyle, hayli büyükçe olması nedeniyle ün salmış kestanesi, oldukça geniş bir coğrafyada tüketiliyordu.

Bursa Ermenileri ticaretle, zanaatlarla, üretimin değişik dallarıyla, ipek böcekçiliği, meyve-sebze üretimi vs.… Devam >>

ARAPKİR

Arapkirli Ermeni genellikle orta boylu, omuzları geniş, göğsü öne çıkık, kaslı pazularının küçük eller, orta kalınlıkta parmaklarla bittiği insandır. Ayak parmakları kısa ve yassıdır, bu da yalınayak dolaştığının göstergesidir. Başı vücuduna göre büyük olur, yüzü uysallığın ve hatta içgüdüsel bir hüznün karakteristiğini taşır. Alnı neredeyse karedir ve üzerinde daha gençlik yıllarından başlamak üzere kırışıklıklar belirir. Burnu, çok az istisnalar dışında, kartal veya yarı kartal burnu benzeri ve orta büyüklüktedir. Gözleri açık ve genişçedir, koyu yeşil veya siyah renktedir, -mavi gözlü- olanları çok enderdir. Yanakları yuvarlak, kırmızı veya pembedir. Dudakları da orta kalınlıktadır. Teni esmerdir. Kolları, göğsü, bacakları siyah ve kıllıdır. Kafasındaki saçları alınlarının ortasına dek varır, bıyıklarıyla sakallarıysa yüzlerinin yarısından fazlasını kaplar.… Devam >>