Kategori arşivi: Hrant Dink

Hrant’ın Arkadaşları: Adaletsizlik çıtası yükseldi

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı dava öncesi Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yapan Hrant’ın Arkadaşları, Dink cinayeti ile ilgili herkes yargılanana ve cezalandırılana kadar Adalet Nöbeti’ne devam edeceklerini söyledi. Hrant’ın Arkadaşları adına konuşan Bülent Aydın, 5 Temmuz’da aralarında Hrant’ın Arkadaşları’ndan Özlem Dalkıran’ın da olduğu 10 hak savunucusundan 8’inin tutuklandığını hatırlatarak, “Hak savunucularının gözaltına alınıp tutuklanmalarıyla Türkiye’nin adaletsizlik çıtası bir adım daha yükseldi” dedi.

Dink’in öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davaya Çağlayan’daki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.

Dink cinayeti hakkında hazırlanan üçüncü iddianamenin de kabul edilmesiyle, davadaki sanık sayısı 85 oldu. Duruşma öncesi adliye önünde bir araya gelen Hrant’ın Arkadaşları, “Hrant için adalet için” ve “Biz bitti demeden bu dava bitmez” sloganları attı.… Devam >>

Dink Davasında Sanık Sayısı 86’ya Ulaştı, Jandarma İddianamesi Okundu

Yeniden görülen Hrant Dink cinayeti davasında, Trabzon ve İstanbul jandarmanın sorumluluğuna ilişkin davanın ada dava ile birleştirilmesinin ardından ilk duruşma görüldü.

Sanık sayısının 86’ya ulaştığı, 30 tutuklu sanığın bulunduğu davanın duruşması İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmayı sanık yakınlarının yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Garo Paylan da izledi.

Duruşmaya tutuklu Trabzon ve İstanbul jandarma görevlileri ile Samsun emniyet ve jandarma görevlileri katıldı.

Jandarmaların yanı sıra tutuklu sanıklardan dönemin Emniyet İstihbarat C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer ve İstihbarat Daire eski Başkanı Ramazan Akyürek ile tutuksuz sanıklar azmettirici Erhan Tuncel ve dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay da duruşmada bulundu.… Devam >>

Yıldız Önen: Hrant için, adalet için!

10 koca yıl geçti. Ermeni sosyalist ve gazeteci Hrant Dink, Ermeni olduğu için katledildi. Kurucusu olduğu Agos gazetesinin önünde vuruldu.

Hrant Dink neden öldürüldü, öldürenlerin temel beklentisi neydi? Bu sorulara, siyasi dengelerin değişmesine paralel olarak farklı yanıtlar verenler var. Fakat, neredeyse devlet tarafından kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri gibi destansı bir şekilde mücadele eden Hrant’ın Arkadaşları ve avukatlarının bu soruya en başından verdiği yanıt aynı. Fethiye Çetin bunu bir duruşma sonrası, cinayetin sorumlusunu “Ergenekon’u da aşan bir örgütlenme” olarak tarif etmişti.

Özellikle 15 Temmuz darbe girişiminde aldıkları rol açığa çıkan Fethullahçılar, bu adeta bir istihbarat teşkilatı gibi örgütlenmiş olan yapı içinde yer alan istihbarat, ordu ve polis teşkilatının içindeki unsurlar ve AKP iktidara geldiği günden itibaren çeşitli darbe fırsatlarını gündemine almaya çalışan yapının elemanları, farklı nedenlerle ama aynı temel güdüyle Hrant Dink’in öldürülmesindeki ana mekanizmayı oluşturdular.… Devam >>

Canan Coşkun: Her Dönemin Araç Suçu: Hrant Dink Cinayeti

Genel Yayın Yönetmeni olduğu Agos Gazetesi’nin önünde Hrant Dink’i öldürmesi için Ogün Samast’a tetiği çektiren güç cinayetin dönemin Başbakanı Erdoğan’ın 10 yıl önce dile getirdiği “Hiçbir cinayet Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybolmayacak” sözlerine rağmen 10 yıldır aydınlığa çıkarılamadı.

Savcılığa göre bu cinayet emniyetteki Gülen cemaati yapılanması çerçevesinde işlenen bir “araç suç.” Fethullah Gülen terör örgütü gibi geniş hacimli bir çuvala atılma riski taşıyan bu cinayet, mevcut siyasi iktidar henüz Gülen cemaatiyle kavgaya tutuşmamışken de Ergenekon torbasına atılmaya çalışılıyordu.

Cinayeti işleyen gücün siyasi iklime göre kimlik değiştirdiği soruşturma akıllara bu haliyle tetiğin çekilmesinde en az Gülen cemaati kadar payı olan gücün dönemin “trend” suçu FETÖ üzerinden el yıkama girişimini akıllara getiriyor.… Devam >>

Elif Akgül: Devletin Gerçek Yüzünü Gösteren Pencere: Hrant Dink

Bu yazıyı yazmak için, artık benim için çok aşina gelen ama her anlatışımda içinde kaybolmuş hissettiğim Dink davasının on yılına baktığımda bir resim çizmek kadar, o resmi anlaşılır kılmak da çok zor.

Ama Hrant Dink, hiç kendisini tanımamış olsam da benim hayatımda devleti, yargıyı ve hatta insanları biraz daha anlamamı sağlayan bir pencere oldu.

19 Ocak 2007 günü Hrant Dink’in öldürüldüğünü öğrendiğimde Nevizade’deydim. Hiçbir şeyden haberi olmayan biri olarak politik arkadaşlarımdan öğrenmiştim cinayeti. Kim olduğu, ne yazdığı, neden öldürüldüğü hakkında hiç fikrim yoktu.

23 Ocak’ta yüzbinlerin katıldığı cenaze sırasında ben Bağcılar’a bir staj görüşmesi için ulaşmaya çalışıyordum. Eminönü’nde otobüs beklerken bir kadının söyledikleri hala aklımda: “Gavur ölür, çilesi müslümana düşer.”

Ben Hrant Dink’i böyle tanıdım.… Devam >>

Ümit Kıvanç: Dink davasında gelinen aşama

Ümit KıvançDink cinayeti davasında yeni hafta dolayısıyla, gelinen noktaya dair toparlamamız. Özellikle gazeteci arkadaşların dikkatine.

Cinayette katkısı veya ihmali olan polisler, 9 yıl sonra, nihayet, tetikçilerle birlikte, aynı davada yargılanıyor.

Yeni iddianame sürecinde bazı polisler tutuklanmıştı, FETÖ bağlantısı nedeniyle bunlara eklenenler oldu.

İlk cinayet davası müsamereydi, orada adaletle alay edilmişti. Bu sefer dava sahici olabilir, ama güçlü engeller var.

İlk engel, anayasa, yasalar ve kurumların ortadan kaldırıldığı, adaletin hiçbir nesnel ölçüsünün kalmadığı ortam.

İkinci engel, hükümetin Hrant Dink cinayetini sadece “FETÖ” diye suçlayabileceği kişilerin üzerine yıkma gayreti.

Yıllardır, bu cinayetin örgütlenmesine ve sonradan örtülmesine karışan devlet görevlileriyle tetikçilerin birarada yargılanmasını savunduk.

Bu nihayet sağlandığında, ilk duruşmadan itibaren türlü rezaletin ortaya döküldüğü görüldü.… Devam >>

Ümit Kıvanç: Hrant neydi?

Hrant üç beş ulustan on milyonlarca insana, işlenmiş suçun, yaşanmış felaketin, bugün hâlâ tesirli zehrinden arınma yolunu önerme cesareti gösterebilmiş adamdı. Böyle insanlarla karşılaşmak, her zaman her yerde herkese nasip olmaz.

Dışarıdan gelen, beklenmedik bir sesti. Bir uyandırıcıydı. Her şeyi dışarıda bırakmış, öyle yapınca her şeyin dışarıda kalacağını, size dokunmayacağını sanmış, anlam veremediğiniz huzursuzluğunuz veya kaçmaya çalıştığınız suçluluk duygunuzla öyle, abuk sabuk oturmuş uyukluyordunuz. Önce kulağınıza ulaştı, sonra hafifçe dokunup sizi silkeledi. Kalkıp başınızı çevirdiniz bir defa! Aranmaya başladınız: Kim sesleniyordu, ne diyordu? İç huzursuzluğunuza çare, yüreğinizdeki yüke el atacak bir yardımcı… Bir yardımcı vardı bir yerlerde, ama nerede? Ve kim?… Devam >>