Kategori arşivi: Pontos-Rum Soykırımı

Ragıp Zarakolu: 19 Mayıs’a doğru

Ragıp ZarakoluSelanik. İki yıl önce Helsinki’de Sınır Tanımayan Tarihçiler grubunun konferansına katılmıştım. Belirli dönemlere ve değişen siyasal konumlara ilişkin olarak tarihin nasıl farklı ağırlıklar verilerek yazıldığına, nelerin öne çıkarılıp nelerin perde gerisine itildiğine ilişkin ilginç bir tarih metodoloji tartışması da olmuştu. Selanik’te Tamer Çilingir ve Prof. Dr. Konstantinos Fotiadis ile katıldığım konferans, bana bunu hatırlattı. Toplantıya ne yazık ki, en iyi soykırım araştırmacılarımızdan biri olan ve kitabın ön sözünü yazan Sait Çetinoğlu ve başarılı Çevirmeni Attila Tuygan katılamadı. Ülkenin hali pürmelali bu örnekle de ortada.

Dünüyle Bugünüyle Pontos Soykırımı konulu konferansımız aynı zamanda, Fotiadis’in “Pontos Rumlarına Yönelik Soykırım” adlı kitabının Türkçe çevirisinin yayımlanmasının kutlamasıydı.… Devam >>

Sait Çetinoğlu: PONTOS Rumlarına Yönelik SOYKIRIM

Pontos Soykırım13 ciltlik anıt çalışması Pontos Soykırımı Ansiklopedisi başta olmak üzere Pontos üzerine yığınla yapıtın üreticisi,  Pontos’un çalışkan ve direngen evladı Konstantinos Fotiadis’in, Türk resmî tarihinin Pontos Soykırımı’nı inkâr eden bütün argümanları çürüten ve Pontos halkına yönelik asimetrik savaşın dayanaklarını da yerle bir eden, Pontos Rumlarına Yönelik Soykırım başlıklı çalışması Attila Tuygan’ın çevirisiyle Türkçede okuyucularıyla buluştu.

Fotiadis’in çalışması, dünyanın gözü önünde ve dünyanın bilgisi dahilinde, sistematik bir şekilde ve titiz bir organizasyonla gerçekleştirilen soykırımsal süreç sonunda vatanını kaybeden Pontos halkı tarafından yazılan anonim bir ağıt olarak okunmalıdır.

Fotiadis, son on yıllık dönemde dalga dalga gelen pogromların soykırımla neticelenmesini safha safha inceleyerek okuyucularıyla paylaşmakta.… Devam >>

Sait Çetinoğlu: Pontos Soykırımının Bir Başka Yüzü

“Biz ancak ecnebi devletlerden çekinerek bizimle beraber yaşayan Hıristiyanları muhafaza edebildik. Ecnebi devletlerden korkmasaydık bütün Hıristiyanları, bilhassa Ermenileri, tek bir kişi bırakmayıncaya kadar katlederdik…”[i] Prens Sabahattin

Sait Çetinoğlu

Giriş

Bu yazıda Pontos Soykırımının bir başka yüzüne işaret edilmek amaçlanmıştı lakin eğitim bakanı Nikos Filis’in en hafif deyimle Pontos Soykırımı ile ilgili tereddütlerini ifade etmesinin, Ege’nin karşı tarafının soykırımcılarını  sevince boğması üzerine Pontos Soykırımının bir kere daha açıkça belgeleri ve tanıklarıyla ortaya konulmasının gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.

Pontos, 15. yy da Trabzon İmparatorluğunun fethinden itibaren kanayan bir sürecin içinden  geçer. Pontos soykırımı,  1916 dan 1922’ye kadar  devam eden dehşet içinde kanlı bir süreçtir.

Çok uzağa gitmeden dönemin tanıklarından saygın Büyükelçi Morgenthau’nun gözlemlerine baktığımız zaman Pontos’taki Jöntürk ve ardıllarının uygulamasının soykırım olduğunun altını çizer: ” İs­tanbul Emniyet Müdürü Bedri, sekreterlerimden birine, Rumla­rın son derece başarıyla sürüldüklerini, dolayısıyla aynı yöntemi imparatorluktaki diğer bütün ırklara uygulamaya karar verdikle­rini bizzat anlatmıştı.… Devam >>

Frangulis S. Frangos: Pontos’taki Soykırım Politikası ve Sürecine İttifak Devletleri Arşivinden Bakmak

Jön Türkler 1908’de kansız bir darbeyle yönetime el koydu. Gayrimüslim bütün azınlıklar o zaman durumun daha iyiye gideceğini umdular. Rum milletvekillileri meclise seçildiler,[1] “Hatta birisi dışişleri bakanı bile oldu (Mavrogenis Bey)[2], genel olarak Rumlar tüccar, bankacı ve eleman olarak çok önemli pozisyonlara gelmişlerdi”?[3]

Almanya’nın Atina’ya gönderdiği temsilci Almanya İmparatorluğu şansölyesine gönderdiği raporunda (4 Ekim 1908), İstanbul’daki “Türk Yunan Kardeşlik Şenliklerini» anlatmaktadır. Bu şenlikler için Atina’dan farklı sosyal gruplardan kişiler gelmiştir.[4] Bu kutlamalara sadece Yunanlı İstanbullular Derneği değil Jön Türk heyeti de katılmıştı: “İstanbul’a varmaları gazetelerin yazdıklarına göre büyük bir coşkuyla karşılanmıştı. Rum, Türk, Yahudi ve Ermeniler topluluklara halinde resepsiyona geldi.… Devam >>

FRUNZE’NİN PONTOS ANILARI

Taksim Anıtı’nda Atatürk’ün arkasında ve İsmet İnönü  ile Fevzi çakmak’ın yanında iki Sovyet generali duruyor. Bunlardan biri olan Mihail Vasilyeviç Frunze, Kızılordu’nun kurucularındandır. 1921’de SSCB’nin Kemalistlere desteğinin ilk taksiti olan 1,1 milyon altın rubleyi Ankara’ya getirmiş; Sovyet delegasyonunun başı olarak M. Kemal’le görüşmüş ve türkiye-SSCB arasındaki işbirliği anlaşmasını imzalamıştır. Dönemin türk gazetelerinde “Türklerin niteliklerini işitmiştim. Fakat bu kez gördüklerim kanaatlerimi takviye etti. Türkleri çok cesur ve doğru bir millet olarak gördüm. Bu karaktere sahip olan Türklerin galip geleceklerine şüphe yoktur.(…)” diye başlayan övgüler düzdüğü yazılmıştır.  Kemalist milliyetçilerin ve elbette M. Kemal’in de pek değer verdiği m. frunze’nin, o tarihlerde samsun’dan Ankara’ya yaptığı seyahatte edindiği izlenim ve gözlemlerini  aktardığı Journey to Ankara/Ankara’ya Yolculuk adlı kitabının Moskova’daki Frunze Askerî  Akademisi’nde saklanan elyazmasından kısa bir alıntı yapalım: “Samsun eskiden kıyı kalesiydi, fakat  pek de müstahkem değildi.… Devam >>

Frangulis S. Frangos: PONTOS’UN FERYADI

Jön Türkler, Pontos Rumlarına karşı aldıkları sürgün, tecavüz, katliam, köleleştirme ve idam gibi sert önlemler ile (PanaretosTopalidis’e göre), I. Dünya Savaşının başlangıcı olan 1914’ten Küçük Asya Felaketinin gerçekleştiği 1922 yılına kadar:
a. 1914-1918 döneminde, 170.576 Pontoslu
b. 1918-1922 döneminde, 199.122 Pontoslu Yani toplam 369.698 Pontoslu, 697.000 Rum’un %41,56’sı öldürüldü.

G. Valavanis’in Atina’daki Pontuslular Konseyinin Kara Kitabına göre ise Pontosluların kaybı 1922’de 303.238’e, Mart 1924’te ise 353.000’e varıyor. Yani toplam Pontus Rum nüfusunun yarısından fazla.

Pontos Rumlarının soykırımı, Ermeni soykırımının gölgesinde kaldı çünkü Ermeni halkının daha trajik ve vahim olan durumu ile eşzamandı. Ya da hükümetlerin ve diplomatların bazı devletlerarası anlaşmaları ve menfaatleri yüzünden susturuldu.… Devam >>

Frangolis S. Frangos: PONTOS BÖLGESİNDE GERÇEKLESEN İSLÂMLAŞTIRMA FAALİYETLERİ

Ontos bölgesinde  gerçekleşen İslâmlaştırma girişimleri onlara karşı bir cevap olarak aynı bölgede ortaya  çıkan Gizli Hristiyanlık akımı ile birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Bölgedeki kitlelerin toplu olarak gizli Hristiyanlık akımına yönelmesinin başlıca nedenlerini devletin takip etmiş olduğu ve çoğu kere şiddet kullanımına başvurduğu zoraki İslâmlaştırma gayretlerinde aramak gerekir. Anlaşılacağı gibi, gizli Hristiyanlık Pontos bölgesindeki Türk hakimiyetinin  tüm zaman dilimlerinde değil de sadece İslâmlaştırma girişimlerinin ve şiddetinin en yoğun  yoğun olduğu dönemlerde aranması gerekir.

Türk  İşgalini takip eden dönemde, Pontos bölgesinde yaşayan Helenlerin büyük kısmı kendilerini bekleyen tehditlerden dolayı yüzeysel olarak inanmadıkları bir dini kabul etmiş ve  sahte isim kullanmaya başlamıştır. Türklerin takip ettikleri metodlar yerel nüfusu sahil kesimlerini terk ederek iç ve dağlık kesimlere göç etmek zorunda bırakmış ve gittikleri yeni bölgelerde Helenler Eskikıran Dumanlı, Uğurtaşı gibi yeni yerleşim birimleri kurmuş yada mevcut yerleşim birimlerini  geliştirmiştir .Gizli  Hristiyanların bir bölümüne bu alanlarda rastlanmaktadır.… Devam >>