Kategori arşivi: Soykırım

Robin Amara: Bu Yıl Hangi Soykırımın Yüzüncü Yılı? (3)

İkinci bölümde genelde dünyalı işçi sınıfı hareketlerinin özelde de Bolşeviklerin sindirmekle sınandığı sert konjonktür değişiminini anmıştık. Bu bölümde yer vermeye çalışacağımız Sovyetler Birliği ve dolayısıyla TKP’nin Pontos Rum Soykırımının hasıraltı edilmesinde paylaştığı suç ortaklığına da o konjonktür değişiminden hareketle bakmaya girişebiliriz.

Öncelikle bu spesifik dönemde konjonktürün de zamanın yaman görecesine mahkum olduğunu belirtmek gerekli. Öyle ki Sovyetler Birliği, neredeyse bir yıl sabırla beklenen(!) ‘Dünya Devrimi’nin gelmemesi üstüne afallıyor. Ne var ki gidişatı kestirilemez böylesi etkili tarihsel değişim dönemlerinin siyasal figürleri üstüne niyet okuması yapmak da adil olamaz. Bu yüzden bildiklerimizden devam edelim. Bildiğimiz şu ki her ne sebeple olursa olsun Bolşevikler için birtakım hamlelere başvurmak artık kaçınılmaz hale geliyor.… Devam >> “Robin Amara: Bu Yıl Hangi Soykırımın Yüzüncü Yılı? (3)”

Serdar Korucu: Antura’dan Bir Halide Edip Geçti, Ama Nasıl?

Lübnan’ın başkenti Beyrut’un kuzeyinde yer alan Antura önemli bir merkez. Gözlerin bu bölgeye çevrilmesinin nedeni, tarihi 1656’ya kadar uzanan ve Cizvit papazları tarafından kurulan “Antura Koleji”nin 1915’te Osmanlı hükümeti tarafından işgal edilmesi.

Bu işgal sürecinde Türk yetimhanesine dönüştürülen bina, 1915-1918 arasında büyük çoğunluğunu Ermenilerin oluşturduğu binin üzerinde yetime “ev sahipliği” yaptı. Fakat burası soykırım sürecinde topraklarından kopartılan, annesiz babasız kalan çocukların “evi” değil, yetimlere şiddeti, acıyı, işkenceyi ve asimilasyon sürecini yaşatan bir merkez oldu.

Aras Yayıncılık tarafından yayımlanan, Maral Fuchs’un Türkçeye kazandırdığı, Ermeni yetimlerinden Karnig Panyan’ın hatıralarından oluşan “Elveda Antura – Bir Ermeni Yetimin Anıları” kitabı bu süreci anlatıyor.

Ölen yetimlerin anısına dikilen çocuk heykeli

Kitabın editörü Artun Gebenlioğlu yazdığı önsözde, Antura yetimlerinin hikâyesinin ortaya çıkmasında araştırmacı Missak Maurice Kelechian’ın çalışmalarının büyük payı olduğunu hatırlatıyor.… Devam >> “Serdar Korucu: Antura’dan Bir Halide Edip Geçti, Ama Nasıl?”

Robin Amara: Bu Yıl Hangi Soykırımın Yüzüncü Yılı? (2)

Birinci bölümü sonlandırırken başta Yunanistan’ın ve genel olarak da Batı dünyasının bu meseleyi neden gündemleştirmediği sorusuna yanıt arayacağımı belirtmiştim. Tabii 20. yüzyıl sözkonusuysa dünyada karşıt iki siyasal eğilimin etkileşiminden de bahsediyoruz demektir. Bu halde Pontos Rum Soykırımı’nın gizlenmesinde sosyalist cephenin oynadığı rollere de bakmak durumunda olacağız.

İlkin yine 1919’a, Kurtuluş Savaşı’na gidiyoruz. Araştırmacı Sait Çetinoğlu, Pontos ‘Sorunu’ İnsanlığın Sorunudur başlıklı makalesinde (*) Kazım Karabekir’in, İstiklal Harbimiz (Türkiye Yayınevi, 1960) kitabında Lord Curzon’un İngiltere Hükumeti adına Mustafa Kemal’e gönderdiği mesaja yer verir: “İngiltere’de pek kuvvetli partilerin Türkiye’nin varlığının korunmasına ve bağımsızlığının sağlanmasına kuvvetle taraftar olduklarını… İngiliz hükümetinin de bunu kabul ettiğini, diğer devletlerin Türkiye’yi taksim etmesi arzusuna İngiltere’nin müsaade etmeyeceğini, İngiliz kamuoyunun artık Yunanlılar aleyhine döndüğünü ve Yunanlıları İzmir’den çıkaracaklarını, Ermenilerin Anadolu topraklarında bir hükumet kurmalarının mümkün olmadığını belirtmiş ve İngiltere’nin Türkiye’nin varlığının korunmasına, bağımsızlığının teminine ve ekonomik gelişmesine çalışacağını taahhüt etmiştir.”

Bu alıntıyla İngiltere’nin Yunan güçlerinden umudunu kesip işbirliği tercihini M.… Devam >> “Robin Amara: Bu Yıl Hangi Soykırımın Yüzüncü Yılı? (2)”

Robin Amara: Bu yıl hangi soykırımın yüzüncü yılı? (1)

20. yüzyıl’a kadar devletlerin sahip oldukları asimilasyon yöntem ve araçlarının coğrafi olarak kuşatılmaya uygun olmayan bölgelerde işlemediği görülür. Fakat yeni askeri teçhizatlar sayesinde bu dönem kapanır. 20. yüzyılın soykırımlara kapı açan tarihini de bu bağlamıyla birlikte ele almak yanlış olmaz sanırım. Büyüyen rakamların trajedileri örtmesi de 20. yüzyılın alameti farikalarından maalesef. Fakat bize yakın coğrafyamızda hala varlığından haberdar olmadığımız bir soykırım yaşandığı bilgisi verilse bu pek çoğumuz için fazlasıyla şaşırtıcı olurdu değil mi? Benim için de öyle oldu. Bu yüzden Pontos halkına olan borcumuzun yükünü bir an önce paylaşmak için hızla konuya girmek istiyorum.

1919’a gidiyoruz. Mustafa Kemal’in 34 Osmanlı askeriyle beraber Samsun’a çıkışına.… Devam >> “Robin Amara: Bu yıl hangi soykırımın yüzüncü yılı? (1)”

Robert Fisk: Ermeni soykırımının canlı kanıtı

ABD Türkiye’nin 1915’te 1,5 milyon Ermeni’yi katletmesinin soykırım olduğunu inkar etmek istiyor. Ancak kanıtlar orada, Beyrut yakınındaki bir tepede yer alan yetimhanede duruyor.

Ucuz betondan yapılma bir dikdörtgenle işaretlenmiş, sarı yaban zambakları ile donatılmış küçücük bir mezar. İçinde yatanlar, 1915 büyük soykırımının Ermeni yetimleri olan, Türk otoriteleri onları Beyrut’un yukarısındaki dönüştürülmüş bir Katolik kolejinde “Türkleştirmeye” çalışırken kolera ve açlıktan ölmüş 300 kadar çocuğun toza dönüşmüş kemikleri, kafatasları ve uyluk kemikleri. Bu, ironik şekilde güzel taş okulun kalabalık yatakhanesinde yaşamış 1200 çocuğun – üç ila 15 yaş arasında – Türklerin Ermenilere karşı 1915’te soykırım uyguladığını kanıtlayan neredeyse hiç bilinmeyen hikâyesi.

ABD Kongresi’nin Osmanlı Türklerinin 1,5 milyon Ermeni’yi katletmesini bir soykırım olarak tanımasını önlemek üzere acınacak bir kampanya yürütmekte olan Barack Obama ve onun yumuşak başlı Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, bu Lübnan köyüne gelmeli ve başlarını utançla öne eğmeliler.… Devam >> “Robert Fisk: Ermeni soykırımının canlı kanıtı”