Kategori arşivi: Tarih

Hovsep Hayreni: Osmanlı dönemi, Kürt otonomisi ve Ermeniler aleyhine işleyen süreç

Sultan Selim 1514 Çaldıran zaferinde kendisine büyük yardımı dokunan Kürt aşiret ve emirlerini daha kalıcı işbirliğine teşvik etmek amacıyla mükâfatlandırır. Gelecekte Kürtlerin savaş hizmetlerini güvenceye alacak şekilde Bitlisli Molla İdris’le anlaşmaya varır. Böylece imparatorluğun doğu sınırında savunma işiyle birlikte yerel otorite olma imtiyazı da Kürt feodal beylerine verilir. Bu tercihte din faktörünün de önemli bir rolü vardır. İttifak öncelikle Şiiliğe karşı savaş sırasında kurulduğu için bölgedeki otonomi anlaşması da Sünni Müslümanlar arası dayanışmanın devamı ve bir tür iktidar bölüşümüdür. Bazı Kürt tarih yazıcıları olayın bu karakterinden dolayı Osmanlı devletinin Kürdistan’ı işgal etmiş sayılamayacağını, rızaya dayalı birlikten bahsetmenin daha doğru olacağını savunurlar.… Devam >> “Hovsep Hayreni: Osmanlı dönemi, Kürt otonomisi ve Ermeniler aleyhine işleyen süreç”

Friedrich Engels: AVRUPA TÜRKİYESİ’NİN DURUMU NE OLACAK?

BU soruyu, Avrupa devlet adamlarının, inatçı budalalıkları, kemikleşmiş rutinleri ve miras aldıkları ruhsal tembelliklerinden dolayı bir karşılık bulma girişiminden bile nasıl ürktüklerini gördük. Aberdeen ve Palmerston, Metternich ve Guizot ve bunların adları hiç bir zaman anılmayacak olan 1848 ile 1852 yılları arasındaki cumhuriyetçi ve anayasal ar- dıliarının hepsi, bu sorunun çözümünden umut kesmişlerdir. Ingiltere’nin ve Fransa’nın bütün notalarına, entrikalarına ve düzenlerine kulak asmadan, Rusya, adım adım ve, yavaş olmakla birlikte, durdurulamaz şekilde İstanbul’a doğru ilerlemektedir.

Ve her ne kadar Avrupa’nın bütün ülkelerindeki bütün partiler bu sürekli ilerlemenin farkında iseler de, hiç bir resmî devlet adamı bunu belirlemeye cesaret edememiştir. Bu gerçeğin nasıl uygulandığını ve hatta sonuçlarını goruyor- lar, ama belirtilmesi son derece basit olan nedenini göremiyorlar.… Devam >> “Friedrich Engels: AVRUPA TÜRKİYESİ’NİN DURUMU NE OLACAK?”

Sait Çetinoğlu: Lozan: Kolonyalizmin Boğaz’a bir vasal görevlendirmesinin kısa hikayesi

1. Birinci Büyük Savaşın Sonu ve Osmanlının İşgal’i


30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesine göre teslim olan Osmanlı Devletinin çeşitli yerleri “işgal” edilir. Bu bir takım bölgelerde sembolik küçük bir “güç” bulundurulması şeklindedir. Bu birliklerin büyük bölümü İngilizler tarafından teşkil edilmiştir. İlginç olan İngilizlerin işgaline hiçbir yerde karşı çıkılmamış ve direnç gösterilmemiş olduğudur. Her ne kadar Mondros’a göre Türkiye’nin “silahsızlandırılması” kararlaştırılmışsa da bu o kadar kolay olmadığı gibi bu birliklerin yapabileceği bir şey değildir. Enver’in olası yenilgide direniş odağı olarak kendine sakladığı hiç darbe yememiş Kafkaslarda sakladığı 1919 Mayıs ayı başlarında yeniden oluşturularak Kazım Karabekir’in komutanlığını devraldığı eski IX. Ordu, yeni XV.… Devam >> “Sait Çetinoğlu: Lozan: Kolonyalizmin Boğaz’a bir vasal görevlendirmesinin kısa hikayesi”

Friedrich Engels: Türkiye Sorunu

BATI Avrupa ve Amerika halkının, Türkiye olaylan konusunda doğruya yakın bir yargıya varmalan olanağı ancak son zamanlarda doğmuştur. Yunan isyanına kadar (1) Türkiye, niyet ve amaç ne olursa olsun, bir terra incognita idi ve halk arasındaki alelade bilgiler, tarihsel gerçeklerden çok, Arap usulü gece eğlentilerine dayanmaktaydı. Resmi diplomatik memurlar, yerinde bulunmuş olmaktan ötürü daha doğru bilgiye sahip olmakla övünüyorlardı; ancak bu resmi görevlilerden hiç biri, hiç bir zaman Türkçe, Güney Slavca, çağdaş Yunanca öğrenme zahmetine girmedikleri ve Rum çevirmenlerle Frenk tacirlerin ilgilendikleri konulardaki bilgilerine bağlı kaldıkları için, onların bilgileri de bir hiçten başka bir şey değildi. Kaldı ki, bu aylak diplomatların, zamanlarını dolduracakları her türlü entrika vardı.… Devam >> “Friedrich Engels: Türkiye Sorunu”

Sait Çetinoğlu: Lenin Yönetimindeki Bolşeviklerin Milli Mücadele’ye katkıları üzerine

Tuhaf kader cilveleri vardır. Eğer Lenin çarlığı yıkmasaydı ve Rusya zafer gününe erişse idi, İstanbul Rus olacaktı. İnsanın acaba bir İstanbul köşesine Lenin’in büstünü koysak mı, diyeceği gelir. Falih Rıfkı Atay[i]

Okuyucu Falih Rıfkı’nın sözlerini, abartılı bulabilir ama bir gerçekliğin ifade edilmesidir. Milli Mücadele döneminde Sovyet yardımının ne kadar önemli olduğu, Türk-Yunan savaşında, Yunan Ordusunun grevinin yanında, Sovyetlerin mali ve askeri yardımının tayin edici bir etkisinin olduğu kuşkusuzdur. Bu etki tarihçilerin neredeyse üzerinde anlaştıkları tek konu olduğunu söylersek abartmış olmayız.

Geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz İstanbul doğumlu tarihçi dostum Neoklis Sarris, Sovyet-Ankara yakınlaşmasının M. Kemal’in gerçek kurtuluşu olduğunu[ii]ve Türkiye’nin toprak kaybı olmadan sürdürdüğü varlığını ve “yeni bir devlet” olarak kuruluşunu bu yakınlaşmaya borçlu olduğunu kabul etmektedir.[iii]

Bu Askeri yardım Neoklis Sarris’in araştırmasının sonuçlarına göre, iki yıldan daha kısa bir sürede sağlanan Sovyet yardımının değeri, Türkiye’nin yıllık bütçesini ve iki yıllık toplam askerî giderlerini aşmıştı!… Devam >> “Sait Çetinoğlu: Lenin Yönetimindeki Bolşeviklerin Milli Mücadele’ye katkıları üzerine”