Kategori arşivi: Tarih

Ragıp Zarakolu: Yitik kentler

Ragıp Zarakoluİç savaş ve soykırımların en çarpıcı görüntülerinden biri de ürkütücü kent yıkıntılarıdır ve hayalet kentlerdir.

Diyarbakır’da soykırımdan kısa bir süre önce Ermenilerin işyerlerinde yangın çıkmıştı. 1915’te yarım kalan yangın, 2015 sonbaharında, Tarihi Dikranikert’in yüzde 80’inin yerle bir olması ile tamamlanmış oldu!

Bugün eski Van kenti bir hayaletten ibaret. Bir bilim ve kültür merkezi olan Harput kentinden arta kalan da sadece bir hayalet. Karadeniz’de eski Gümüşhane/Kromni de. Ya da Fethiye yakınlarındaki Kayaköy. Liste uzar da uzar. Ne diyordu Rıza Nur, Topal Osman’a “yak yık ki, geri gelme umutları olmasın!” (Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım, Sansürsüz Almanya Baskısı).

Dido Sotiriyu’nun köyü Kırkıca’yı Çirkince yapmışız.… Devam >>

Paşaların hazin sonu, bazılarına ders olsun!

1919 yılında kurulan Divan-ı Harp mahkemelerinde haklarında idam kararı, ağır müebbet cezası verilen dönemin İttihat ve Terakki yönetici kadroları, çareyi yurt dışına kaçmakta buldular. Alman generallerin yardımı ile torpidoya gizlenerek İstanbul’dan kaçan İttihatçılar soluğu Berlin’de aldılar. En işlek ve lüks semtlerde dükkanlar açarak kendilerini kamufle etmeye çalıştılar. İsimlerini değiştirerek, kod isimler ile kimliklerini gizleyip, işledikleri insanlığa karşı suçlardan kurtulacaklarını zannettiler. Ama yanıldılar. Bir gün Ermeni Fedailerin gelip intikam alacaklarını unuttular.

İttihat ve Terakki Partisi’nin beyin kadrosu olan Talat Paşa, Enver Paşa, Cemal Paşa, Bahattin Şakir, Dr. Nazım, Cemal Nazmi, Sadrazam Halim Paşa gibi eli kanlı İttihatçıların hepsinin yerleri teker teker tespit edilerek Ermeni halkı adına cezalandırıldılar.… Devam >>

Talat Ulusoy: İzmir’in Hafızası

13 Eylül 1922 günü, kurtarıldıktan üç gün sonra başlayan büyük yangın, altıncı gününde söner. İzmir de söner. Çok-kültürlü hayatı, çok renkli inanç dünyası, gelişen sanayi ve ticareti, birbirinden güzel binalarıyla, Akdeniz’in incisi İzmir biter.

Yangın günleri boyunca Afyon’dan bu yana sürülen Hıristiyan kadın, çocuk ve yaşlı, sayıları İzmir nüfusundan fazla insan, alevlerle deniz arasına sıkışıp kalır. Binlerce İzmir ve Ege Hıristiyan’ı (65 binden, 180 bine kadar değişik sayı verilir) can verir. Alevlerde yanıp kavrulmaktan, dumana ya da denize teslim olup boğulmaktan kurtulabilen kadın, çocuk ve yaşlı Hıristiyanlar, yangın ertesi bir aya yakın o felaketin rıhtımında korkuyla bekleşir. “Kurucu Meclis” ne ölenleri ne de kalanları gündemine alıp görüşmez bile.… Devam >>

Sait Çetinoğlu: Gayrimüslimlerin Kore İç Savaşı Serüveni

Sait Çetinoğlu25 Haziran 1950 Kore İç Savaşının başlangıcından 68 yıl,  28 Temmuz 1953 günlü ateşkesten bu yana 65 yıl geçti.

İç savaşın, Birleşmiş Milletlerce (ABD demek daha doğru) “komünizmin kapitalizme karşı savaşı” olarak ilan edilip üç yıl sürdürülen savaşın bitmesinin üzerinden 68 yıl sonra, taraflar arasındaki ilişkiler hızlı çekimde cereyan ediyor.

Bütün bunların başlaması ve başarılı bir şekilde yürütülmesi, Güney’in parlak kariyerli lideri Moon’un uzun erimli bir çalışmasının sonucu. 68 yıllık bu uzun anlaşmazlık dönemi sonlanacak gibi gözüküyor.

Kuzey ve Güney Olimpiyat vesilesiyle yakınlaşıp kol kola girerek, yeni ufuklara doğru yol alırken, Savaşın başını çeken ABD ile Kuzey yakınlaşıp görüşmelere başladılar. Güney, FİFA Dünya Kupası karşılaşmaları dolayısıyla gittiği Moskova’dan 12 konuyu kapsayan geniş bir işbirliği anlaşmasıyla öne çıktı.Devam >>

Ahmet Önal: İttihat Ve Terakki’nin Devamı, Kuvva-i Milliye Teşkilatı Sevdalısı: Nazım Hikmet Ran

Nazım Hikmet, İyi bir sevda şairidir.

Temas ettiği konular ise;

Başat olarak sosyalizm, komünizm sosuyla sunduğu kadınlar ve Kuvva-i Milliye ruhudur.

Ermeni, Pontus, Rum, Êzidî, Rêya Heqîyê ve Kürt Katliamlarını gördüğünde gözlerini sımsıkı kapatır.

Mustafa Kemal’in gözlerini ise “Çakmak çakmak’ anlatır.

Afrika’nın, Asya’nın halklarını sevip, üstüne kalem kalem mürekkep döker, tüketir.

Ama söz konusu Kürtler olunca, kalemi yazmaz, elleri tutulur, ufku kararır, zamanı sıyırıp geçer.

“Orta Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı…” gibi uzanırken hiçbir mazlumun hukukuna takılmaz.

Kendinden geçer.

Tüm olanlara rağmen, sistemin ailesidir, dayısı Ali Fuad Cebesoy‘a güvenir.

İttihat ve Terakki Cemiyeti; Ermeni, Süryani, Êzidi soykırımında, katliamlarında ismi başat oldu.… Devam >>

Serdar Korucu: Atamyanlar Konağı ve Mardin’de Acının Geçmişi

Mardin Bienali’nin dördüncüsü bu sene 4 Mayıs’ta başladı ve bir ay boyunca kapılarını açık tutacak. Eserlerin çoğuna ev sahipliği yapan yerse bugün “Alman Karargahı” olarak hatırlanan Mardinli Ermeni aile Atamyanların konağı.

Mardin’deki bir konak, 2012 yılının Kasım ayında Türkiye’nin gündemine geldi. Nedeni, bu eski konağın önüne yapılmış ve silueti bozan 3 katlı beton binanın yıkılmasıydı.

Konağın son durumu önemliydi çünkü tarihi anlamı vardı. O günün haberlerinde konak, Mustafa Kemal Paşa’nın I. Dünya Savaşı’nda doğu cephesinde görevli olduğu dönemde karargah olarak kullanması nedeniyle değerliydi.

Tarihsel olarak bilgi doğruydu. 1917’de Almanlar tarafından karargah olarak kullanılan binaya daha sonra Mustafa Kemal Paşa da gelmişti.… Devam >>

Bedros Der Matossian: Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunda ‘Ermeni sermayesinin’ kaderi

Giriş

Genel olarak Osmanlı İmparatorluğu, özel olarak ise Ermeni Soykırımı üzerine tarih yazımında marjinal kalmış konulardan biri, 1. Dünya Savaşı sırasında ‘Ermeni sermayesinin’ başına ne geldiği meselesidir.* Osmanlı tarihçileri çoğu zaman Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu’nda ekonomi alanında sarraf, banker, tüccar ve sanayici olarak ulaştıkları büyük başarıları vurgulamışlardır. Ancak bir bilim insanı ‘Ermeni sermayesinin’ İmparatorluktaki kaderini incelemeye veya sorgulamaya başladığında, hemen siyasi veya milliyetçi bir gündemi olduğundan şüphelenilir. Bu nedenle bilim insanları, ‘kafesteki aslanı’ öfkelendirmemek için genellikle bu ‘hassas’ meseleyle uğraşmaktan kaçınırlar veya ‘mayın tarlasında dolaştıkları’ için meslektaşları tarafından marjinalleştirilirler.1 Dolayısıyla, bilim insanları daima Osmanlı tarihinin sosyal ve ekonomik boyutu üzerine hassas olmayan meseleleri seçmeye çalışırlar.… Devam >>