Kategori arşivi: Varlık Vergisi

Yervant Özuzun: Irkçılığın, ayrımcılığın diğer adı: Varlık Vergisi

Çok uluslu, çok dinli altı yüz yıllık İmparatorluk sosyolojik ömrünü tamamlamıştı. Benimsenen tek uluslu, tek dinli ulus devlete geçiş süreci Osmanlının Müslüman olmayan unsurları için kolay olmadı.

1915-1923 sürecinde Anadolu ve Trakya’da, Müslüman olmayan yerli halklar etnik arındırmayla yok edildi. Devam eden süreçte, geride kalan küçük gruplar ve aileler de çeşitli lokal uygulamalarla yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda bırakıldılar. Bunların bir kısmı yurt dışına, bir kısmı İstanbul’a geldi.

Yeni Cumhuriyette İstanbul, Müslüman olmayan unsurların toplandığı bir merkez konumundaydı, onlara ‘azınlık’ deniyordu. Esasen İttihat ve Terakki’den bu yana, onlar için değişen bir şey yoktu. Sıra İstanbul azınlıklarındaydı.

İş ve yaşam alanları daraltılıyor, sindirme, yağmalama ve göç ettirmeye yönelik azınlık karşıtı politikalar arka arkaya uygulanıyordu.… Devam >>

Faik Ökte: Varlık Vergisi Faciası

Varlık VergisiHAFIZA insan için her şeydir. Hafızanın tam ziyaı deliliktir. Bununla beraber insan, zaman olur ki, hatırlayamamak, unutmak için nefsine cebreder, unutabilmeyi mazhariyet, saadet sayar.

Bize yapılan fenalıkları unutmamız bazen kemal ve fazilet ölçüleriyle ölçülür. Fakat bu ölçü bizim kahramanı olduğumuz fenalıklara tatkikedilemez. Bununla beraber kabul etmek lâzımdır ki zamanın külleri gün gün hafızalarımızın üzerinde kalınlaşmakta, vukuatın vuzuhunu, netliğini kaybettirmefktedir. Bu hal acılarımızı, ıstıraplarımızı unutmak için az çok bize yardım eder…

Kitleye taallûk eden bahislerde yukariki ölçülerin kullanılması hata olur. Milletlerin hayatında unutulmaması lâzım gelen destanlar, kahramanlıklar, felâketler, acılar vardır. Bunlar tarihin malıdır. Yeni nesiller kendilerinden evvel gelenlerin iyi ve fena taraflarını böylece görür, onların düştüğü hatalara düşmemeye çalışır…

Varlık Vergisi Cumhuriyet malî tarihinin yüz kızartan bir sahifesidir.… Devam >>

Sait Çetinoğlu: Yok Edici ‘Varlık Vergisi’

Sait Çetinoğlu“Varlık Vergisi” üzerinden 70 yıl geçti. Ancak kurbanlarının acıları dinmediği gibi, bu vergi ile ilgili çeşitli münasebetlerle savunmalar yapılmakta ve bu ırkçı vergi meşrulaştırılmaktadır. Bunlardan biri de Hasan Pulur’un konuya ilişkin yazısıdır. Bu konuda geniş bir literatür var, ancak bunlar oldukça zengin bilgiler taşımasına rağmen eksiktir. “Varlık Vergisi” arşivleri halen kapalı olduğundan, önemli bilgilere erişmek bugün bile mümkün olmamaktadır. Bu bakımdan kendimin yaptığı araştırma dahil bütün araştırmalar eksiktir. Araştırmanın en önemli eksikliği giderilememekte; bu ırkçı vergiden kimler yararlandı sorusuna cevap alınamamaktadır. Bu soruya önemli ölçüde cevap verebilecek olan tapu daireleri araştırmacılara kapalıdır. Araştırmam sırasında tapu dairelerinde çalışma izni alamadığım gibi, bu “vergi”den dolayı pay kapan kamu kurumlarına ‘bilgi edinme kanunu’ndan yararlanarak sorduğum sorulara da “sır” olduğu gerekçesiyle en küçük bir cevap alamadım.… Devam >>

Emel Gülcan: 18 Maddede Varlık Vergisi: Varlıkları Varlığımıza Armağan Oldu

Varlık Vergisi’nin adı bile yeterince soğuktu. Görünüşte II. Dünya Savaşı’nın çetin koşullarında sosyal adaleti sağlamak için çıkarılmıştı. Hesaba göre, karaborsacılık ve vurgunculukla zenginleşenler, bedelini ödeyecekti. Ancak gerçek böyle değildi. Özellikle gayrimüslim azınlıkların payına düşen vergi miktarları, ödeyebileceklerinin çok üzerindeydi ve bunun tesadüf olduğunu iddia etmek de güçtü. Peki, Varlık Vergisi aslında neydi, neden çıkarıldı, nelere sebep oldu?

Verginin mimarı: Şükrü “Haraçoğlu”

1942’de Başbakan Refik Saydam aniden vefat edince yerine gelen Şükrü Saracoğlu ilk iş olarak ekonomiye odaklandı. Çünkü Türkiye II. Dünya Savaşı’na girmemesine rağmen, savaş, halkın belini bükmüştü. Ekmek bile karne ile dağıtılıyordu. Bir yandan da karaborsacılar türemişti. Bu yüzden çare devlet gelirlerine ek kaynak sağlayacak bir defalık bir vergide, Varlık Vergisi’nde bulundu.… Devam >>

Nalan Temeltaş: Artin’in kürk mantosunun ederi kaç nesil?!

Kimi zaman bir gülümseyiş, içtenliğiyle ferahlatır. Bazense bir sözcük, bir cümle ya da bir kitap oldukça oylumlu bir kederi; bugüne değin hiç yaşamamış olduğunuza sizi inandırarak üstelik, ortaya çıkarır.  Gittikçe su yüzüne çıkan farkındalıkla  artık hissettiğiniz acıya  yalnızca kalbiniz değil aklınız da katılacaktır. İşte araştırmacı yazar Ali Sait Çetinoğlu’nun  Varlık Vergisi namlı kitabı ile karşılaştığınızda böyle hissetmeniz olası. Şu veya bu şekilde farkındalığınız olsa dahi bu denli kapsamlı bir çalışma ile karşılaşınca sık sık elinize sağlık Çetinoğlu diye geçirebilirsiniz içinizden.

Varlık Vergisi’nin görünmeyen yüzünden bahsederken ‘’…bu insanlarımızın çektiği acıları, soğuk rakamlarla ifade etmek, acıları istatistiklemek çalışmamızın trajik yanıdır.’’ Diyor yazar. Çünkü araştırma sırasında Varlık Vergisi mağdurlarıyla görüşürken 94 yaşında bir hanım ‘’ Siz bunlar yazacak mısınız?… Devam >>

SAİT ÇETINOĞLU: Varlık Vergisinin Aşkale- Erzurum Cephesi: Yorgo Hacıdimitriadis’in Aşkale- Erzurum Günlüğü

İttihatçı gelenekten gelen bir etnik temizlik kırbacı olarak ,yakın tarihimizin karanlık sahifelerinden biri olan Varlık Vergisine ilk ışık tutanlardan Ayhan Aktar, Yorgo Hacıdimitriadis’in Aşkale- Erzurum Günlüğü  (1943)[1] adlı son çalışması ile Varlık Vergisi ve ardından gelen toplama/çalışma kampları dehlizlerinden birini daha aydınlatmıştır. Aktar çalışmasını Varlık Vergisi uygulamasına itiraz ederek görevlerini bırakan vicdan sahibi maliye müfettişleri İhsan Arat ve Ekrem Türkay’ın hatıraları önünde saygıyla eğilerek  o vicdan sahibi insanlara ithaf eder.

Aktar’ın çalışması bütünlüklü bir çalışmadır. Hacıdimitriadis’in günlüklerini açığa çıkarmasının yanında konunun değişik veçhelerine işaret ettiği gibi sonuçlarını da irdeler; bu bakımdan  1951 yılında verginin uygulayıcısı Faik  Ökte’nin Varlık Vergisi Faciası adlı çalışmasından beri üstü örtülen  bu insanlık dışı ve azınlık karşıtı uygulamaya ilk parmak bastığı  1996 yılında yayınlanan Varlık Vergisi ile ilgili ilk Varlık Vergisi ve İstanbul adlı incelemesinden bu yana bu konudaki derinlikli analizleri kapsayan makaleleri ve kitaplarıyla Cumhuriyet tarihinin utanç sahifelerini aralamaya devam ederek bu kez Varlık Vergisi adlı kanun gömleği giydirilmiş talan uygulamasının  Aşkale- Erzurum cephesini Yorgo Hacıdimitriadis’in Aşkale Günlüklerini yayına hazırlarken konu ile ilgili önemli yeni analizlerini de kitaba ilave ederek konuya  daha da açıklık getirmiştir.… Devam >>

AYHAN AKTAR: Zilciyan’ın zilleri…

1991 yılında Varlık Vergisi üzerinde çalışmaya başladığım zaman, etrafta dişe dokunur bir çalışma yoktu. 1942 – 43 yıllarında uygulanmış olan Varlık Vergisi sadece iktisadi değil; siyasi ve kültürel bakımlardan da önemli bir uygulama olarak karşımıza çıkıyordu. Resmî amacı “savaş şartlarında elde edilen olağanüstü kazançları vergilendirmek” olan Varlık Vergisi’nin, kısa zamanda gayrımüslim tüccarı piyasadan silmek için geliştirilmiş bir iktisadi tedbir olduğu anlaşılmıştı. Kimin ne kadar Varlık Vergisi ödeyeceği Maliye Şubeleri’nin duvarına asıldıktan sonra, özel sohbetlerde şu hikâye anlatılıyordu:

“Listeler asıldıktan sonra Salomon kahveye girmiş ve oradakilere sormaya başlamış:

– Mişon, sen ne verdin?

– 10 bin 550 lira 20 kuruş!

– İyi paradır, iyi paradır.… Devam >>