SAİT ÇETİNOĞLU: Ortadoğu ve İslam Dünyasında Katliam Geleneği

Sait ÇetinoğluOrtadoğu’da İslam Devleti (IŞİD – İD)

Ortadoğu’da Siyasal İslam son günlerde İslam devleti/ IŞİD-İD eliyle muazzam bir güç devşirdi. Irak ordusunun Sünni bölgesinde (Musul) örgüte teslim ettiği ağır silahlar ile durdurulamaz bir güce ve hareketliliğe ulaştı. Irak’ın sünni bölgesini kontrolüne alıp taban oluşturarak adım adım vahşetini ve etki alanını genişletip ilerleyerek, son yılların en büyük etnik temizliğine – soykırımına imza atmaktadır.

Irak’ta siyasal İslam, IŞİD (yeni adıyla İslam Devleti-İD) eliyle uyguladığı, -Musul[i]’un ele geçirilmesiyle çok daha fazla görünür hale gelen- şimdiye kadar benzeri görülmemiş bir vahşet politikası ve soykırımcı bir zihniyetle Suriye’de ve bölgede kendinden saymadığı kadim unsurları; Şii Arapları, Hristiyanları(Asuriler, Kildaniler, Nasturiler, Süryaniler, Ermeniler,…), Ezidileri[ii], Nusayrileri[iii], Şiileri, Şii Türkmenleri, Kakaileri[iv], Mandaileri (Sabailer)[v], Şabakları[vi], … ve önüne çıkan herkesi yok ederek ilerlemeye devam ediyor.… Devam >>

Ülkeye adını hatırlatan kelimebaz

Sevan Nişanyan ‘Adını Unutan Ülke’ kitabında Türkiye’de adı değiştirilen 15 bin köy, kasaba ve ilin dökümünü sunuyor. 20. yüzyıl başında yaklaşık 15 bin Ermenice, Kürtçe, Rumca, Süryanice, Lazca, Gürcüce, Arapça, kökeni belirsiz dillere ait ve hatta Türkçe köy ve kasaba isminin yüzyıl sonunda hangi isimleri aldığını gösteriyor.

Sevan Nişanyan’ı tanımlayabilecek en uygun kavramlardan biri, ‘Kelimebaz’ olsa gerek. ‘Kelimebaz’lık maharetini Adını Unutan Ülke kitabıyla ortaya koydu. Kitap, kendi alanında bir ilk olma niteliğini taşıyor. Türkiye’de adı değiştirilen 15 bin köy, kasaba ve ilin dökümünü sunuyor.

20. yüzyıl başında yaklaşık 15 bin Ermenice, Kürtçe, Rumca, Süryanice, Lazca, Gürcüce, Arapça, kökeni belirsiz dillere ait ve hatta Türkçe köy ve kasaba isminin yüzyıl sonunda hangi isimleri aldığını gösteriyor.… Devam >>

YETVART DANZİKYAN: ABD’nin Suriye müdahalesi, AKP ve süreç

Bir yıl kadar önce, Esad yönetiminin kimyasal silah kullandığı yönünde güçlü şüpheler vardı ve ABD liderliğindeki koalisyonun Suriye topraklarına, Esad yönetimini cezalandırmak üzere bir saldırı düzenleyip düzenlemeyeceğini konuşuyorduk. Ancak Obama son anda konuyu Kongre’ye götürmeye karar verdi. Uluslararası ilişkileri yakından izleyenler için bunun anlamı açıktı: ABD saldırıdan vazgeçecekti. Zaten sonradan öyle oldu.

ABD saldırıdan niçin vazgeçmişti? Genel kanaate göre, neden, ABD’nin Esad’ın gitmesine henüz hazır olmaması ve –asıl olarak– ‘yerine ne konacağı’nın henüz belli olmamasıydı.

Bu, anlaşılır bir açıklamaydı. Bölgeye bakıldığında, konuyu yakından izleyen hiçbir gazeteci, analist ya da gözlemci, Esad sonrası için makul bir senaryo çizemiyordu. Genel kanaat, bir kaosun hâkim olacağı, Arap Alevilerin Lazkiye ve benzeri birkaç bölgede sıkışacağı yönündeydi.… Devam >>

Ümit Kurt: Yüzyıllık tedirginlik

Doksandokuz yıl önceydi. 24 Nisan’da, bu topraklarda yaşayan bir halkın soyunun kırılması amacıyla bir ölüm yolculuğu başlatıldı. Sonuçta yüzbinlerce insan öldü, yüzbinlercesi kökünden kopartılıp dünyanın dört bir yanına savruldu. O halkın bu topraklardaki izleri büyük ölçüde silindi. Ama tamamıyla değil. Ermeni Soykırımı’nın üzerinden yıllar geçerken, bu topraklarda ancak Ermeni Hristiyan kimliklerinden vazgeçerek hayatta kalabilenlerden yeni nesiller doğdu. Şimdi sayılarının bir milyona vardığı konuşuluyor. Yavaş yavaş hikâyelerini anlatmaya başladılar.

Biz de bu hafta Ermenilerin Müslümanlaştırılma sürecini tarihçi Ümit Kurt’la konuştuk. ABD’de Clark Üniversitesi’nde Holokost ve Soykırım Araştırmaları Merkezi’nde doktora yapan Kurt, Antep Ermenileri üzerine çalışıyor. Murad Uçaner’le birlikte Adıyaman’ın Besni ilçesinde Müslümanlaştırılmış Ermenilerle sözlü tarih çalışması da yapmış olan Kurt’un kitapları arasında Taner Akçam’la birlikte yazdıkları Kanunların Ruhu- Emval-i Metruke Kanunlarında Soykırımın İzini Sürmek adlı kitap da var.… Devam >>

Ümit Kurt: 1915’te Ne mi Oldu? Yandı, Bitti, Herşey Kül Oldu!

Taner Akçam bugün belki de Türkiye’nin en ihtilaflı meselelerinden biri olan “Ermeni Sorunu” ve bunun etrafında dönen tartışmalarla ilgili resmi Türk tarih tezini ciddi biçimde sorgulayan, onun tabularını ve kalın duvarlarla örülü setlerini zorlamaya çalışan biri. Bunu yaparken de bilim insanı olduğunu unutmadan eleştirel bir tarihyazımı perspektifi içeren çalışmalara imza atan cesur bir araştırmacı…

İlk elden vurgulamakta fayda var ki Akçam’ın çalışmalarında yoğun bir biçimde kullandığı farklı belge ve arşiv malzemelerinin kuru ve dar bir ampirisizm içerdiğini söylemek haksızlık olur. Zira Akçam, bu belge ve bilgi yığını ile ele aldığı sorunsalın, dönemin karmaşık sosyal, politik ve tarihsel süreçlerle olan rabıtasını dikkate alarak bir metodolojik çerçeve oluşturuyor.… Devam >>

2014'den beri online siyasi dergi ve bilgi portalı