Hovsep Hayreni: 1915’İN DENEK TAŞINDA TÜRK VE KÜRT SİYASETİ

Hovsep HayreniGeçtiğimiz aylar boyunca Türkiye’nin tarihsel adalet sorunları bir bir yeniden tartışma konusu oldu. Başbakan Erdoğan’ın “devlet adına” bir ilk olarak Dersim 1938 için “özür” beyan etmesine karşılık, 1915 hakkında geleneksel inkarcılığı kaskatı sürdürmesi izahı güç bir tezat olarak kaldı. 1915 bu ülkede toplumsal adalet duygusunun, tarihle yüzleşme cesaretinin, demokratikleşme niyetinin en esaslı test edilme konusu, bir anlamda denek taşı veya turnusol kağıdı olmaya devam ediyor. 24 Nisan vesilesiyle son gelişmeler ışığında egemen Türk siyasetinin açmazlarını değerlendirirken konuyla ilgili  Öcalan ve önderliğindeki Kürt hareketinin bakışını da eleştiriye tabi tutmakta yarar görüyorum. Bu yalnız Ermeni, Süryani, Yezidi halkların tarihsel adalet beklentileri açısından değil, Kürtlerin kendi özgürlük sorunları ve geçmişleriyle yüzleşmeleri bakımından da önemli olan bir tutarlılık meselesidir.… Devam >>

Garbis Altınoğlu: Kürt Ulusal Hareketi ve Geçmişle Yüzleşmenin Dayanılmaz Ağırlığı

“Bütün ölmüş kuşakların geleneği, yaşayanların beyinleri üzerine bir karabasan gibi çöker.” Karl Marks

“Kürtler’de ağırlıklı yaşanan, kendi egemenleri ve sömürücülerinin sahip oldukları bir devletten ziyade, başka etnik kökenden hanedanlar veya sınıfların hakim oldukları devletlere ortak olmaktan, en kötü uşaklığa kadar giden bir siyasî tarihin resmîyet kazanmasıdır.” Abdullah Öcalan

Giriş

Ben bu yazıda PKK’nın, Kürt halkının ya da toplumunun tarihinde önemli bir yer tutan kirli bir geleneğe sahip çıkma ve özü, Kürt halkının/ toplumun feodal önderlerinin Osmanlı-Türk gericiliğiyle işbirliği yapma olan bu geleneğini sürdürme eğilimi üzerinde duracağım. Aslında bu konuya değişik yazılarımda yer yer ve belirli ölçülerde değinmiş bulunuyorum. Ancak, Türkiye ve Ortadoğu jeografisinin devrimci dönüşümünde önemli bir rol oynamaya aday olan ve bağrında önemli bir devrimci potansiyel taşıdığını kanıtlamış bulunan bir halka önderlik eden PKK ve onun yöneticileri, sözünü ettiğim tarihsel kamburdan kurtulmak için herhangi bir adım atmamış, dahası bu kamburu özenle muhafaza etmişlerdir.… Devam >>

David Gaunt: Asuri Soykırımı

Geçen ay, yani Mart’ın 11’inde İsveç Parlamentosu, I. Dünya Savaşı sırasında gerçekleştirilen Ermeni, Asuri, Süryani, Keldani ve Rum soykı­rımlarını tanıyan bir önergeyi kabul etti. Türkiye Cumhuriyeti’nin buna yönelik resmi tepkisi, büyükelçisini geri çağırmak ve İsveç hükümetine baskı yapmak biçiminde gelişti. Söz konusu diplomatik krizden buradaki herkes muhtemelen haberdardır. Fakat ben, diplomatik krizin, İsveç parlamentosunun neyi kabul ettiğine dair bilgileri bir biçimde gizlediğini dü­şünüyorum. Bundan ötürüdür ki ben burada, Protestan ve Katolik dön­melerin yanı sıra Nasturi, Süryani Ortodoks, Keldani gibi pek çok küçük kiliseye bölünmüş Asuri halklarına (ki bu etnik bir tanımdır) yönelik soy­kırımı açıklamaya çalışacağım.

1. Dünya Savaşı’nın sonunda dünya liderleri kalıcı bir barış tesis et­mek üzere Paris’te bir araya geldiler.… Devam >>

2014'den beri online siyasi dergi ve bilgi portalı