Etiket arşivi: 1915

Fatma Müge Göcek: Türk Tarihyazımı ve 1915’in Dayanılmaz Ağırlığı

Neredeyse insan algısının ötesine geçen travmatik olayları incelerken, akademisyenler Holocaust’un, 1915 gibi, tarihsel bir vaka olmaktan ziyade “kötülüğün, aşırı kurbanlaştırmanın (ve) ıstırap ve çaresizliğin doğasına dair bilincimizde silinemez izler” bırakarak “insan doğasını tehlikeli alan ve uygarlığı yargılama konusu yapan insan güdülerine ve eylemlerine işaret ettiği”ni (Arad 1997: 422), bu nedenle de Holocaust’a dair külliyatın yol göstericiliğini kabul etti. Faillerin ve kurbanların profillerine dair hipotezler oluştururken sosyal psikolojiden yararlanan Vahakn Dadrian’dan başlayarak (1974, 1975), bazı akademisyenler 1915’i Holocaust ile karşılaştırdı. Richard Rubenstein, Ermenilerin hedef olduğu katliamların modern bir devletin tertipli (disciplined) ve örgütlü bir soykırım uygulama yolundaki ilk tam teşekküllü teşebbüsü olduğunu, ve bu anlamda Holocaust’un bu teşebbüsle ilişkili olarak katliam bağlamına dahil edilmesi gerektiğini kabul eden ilk Holocaust akademisyeniydi (1982).… Devam >> “Fatma Müge Göcek: Türk Tarihyazımı ve 1915’in Dayanılmaz Ağırlığı”

Ayşe Hür: 1915 Ermeni soykırımında kötüler ve iyiler

24 Nisan 1915’te bir grup Ermeni entelektüelinin Çankırı ve Ayaş’a sürgünü ile sembolik olarak, 27 Mayıs 1915 tarihli ‘Savaş Zamanında Hükümet Uygulamalarına Karşı Gelenler İçin Asker Tarafından Uygulanacak Önlemler Hakkında Geçici Kanun’la resmen başlayan 1915 Ermeni soykırımı (niye böyle adlandırdığımı bir başka yazıda anlatacağım), esas olarak İttihat ve Terakki Cemiyeti’nde (İTC) örgütlenmiş olan Türk milliyetçiliğinin, dağılmakta olan Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine Türk ulus devletini kurmanın ilk adımı olarak ülkeyi gayrimüslim unsurlardan temizleme ve sermayenin Müslümanlaştırılması/Türkleştirilmesi harekâtıydı.

NİTELİKLİ SUÇ ORTAKLIĞI

Böylesi büyük bir suçun işlenmesi elbette imparatorluk tebaasının önemli bir kesiminin işbirliği ile mümkün oldu. İTC, tehcir ve imhayı gerçekleştirirken, gerek Kürt, Türk, Çerkes, Gürcü, Ermeni toplumları arasındaki, gerek Alevi, Sünni, Hıristiyan, Ezidi toplumları arasındaki gerekse bölgeler, şehirler, köyler, aşiretler ve hatta kişiler arasındaki gerilimleri ustaca kullandı.… Devam >> “Ayşe Hür: 1915 Ermeni soykırımında kötüler ve iyiler”

David Vergili: “Gök Neden Yıkılmadı Başımıza Bilmiyorum”

1915 yaz aylarından itibaren, Turabdin bölgesindeki şehir ve köylere, diğer taraftan Van, Hakkari ve Urmiye üçgeninde sistematik devlet ve yerel milislerin katılımı ve tertiplenmesiyle bölgede varlıklarını yüzyıllardır sürdüren Süryaniler benzersiz bir şiddetin ve vahşetin kurbanları oldu.

Osmanlı İmparatorluğu’nun batı ve Karadeniz kıyılarında bulunan Ermeni ve Pontos Rumları’nın maruz kaldığı zülum, doğuda ve gözlerden uzak bir şekilde Süryanileri hedef almıştı.

Hristiyan toplulukların “güvenlik sorunu” böylece ortadan kaldırılıyordu. Süryaniler maruz kaldıkları şiddet, zülum ve yıkımı Süryanice’de Sayfo yani “kılıç” olarak adlandırmaktadırlar.

1914-15 yılları arasında Turabdin, Van, Hakkari, Urmiye ve Harput’ta yerleşik olan Süryaniler, Sayfo yıllarından sonra varlıkları yok denecek noktaya indi, kültürel, sosyal, ekonomik ve depografik bir yıkımın eşiğinde kendini bulurlar; yıkılan onlarca kilise ve manastırlar, yakılan ve tahrip edilen yerleşim alanları, kütüphaneler, zorla el değiştirilen mal-mülkler ve Süryani varlığı son bulan bölgelerle 500 bin civarında insan hayatını kaybeder ve hayatta kalanlar da göçe tabi tutularak Suriye ve Irak’a yerleşir.… Devam >> “David Vergili: “Gök Neden Yıkılmadı Başımıza Bilmiyorum””

Nevzat Onaran: 1915 bir daha olur!

Osmanlı’nın dağıldığı bir süreçte Ermeniler, modern Türk kimliğinin ve ulus devlet inşasının önünde engel olarak görüldükleri için soykırıma maruz kaldı. Nüfusun yüzde 20’sine tekabül eden Hıristiyan ve Museviler tasfiye edildi, geri kalanlar ise kovuldu. Böylelikle Anadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi tamamlanmıştı. 1914-1923 yılları arasında Hıristiyanların temizlenmesinde yedeklenen Kürtler, 1920’lerin başından itibaren hedef haline getirildi. Aradan 103 yıl geçmesine rağmen Kürtler bir kez daha tehdit altında. Türk sömürgeciliği Kürtleri topraklarında yaşayamaz hale getirmek istiyor. Mezarlarına saldırıyor, kentlerini yerlebir ediyor, Cizre bodrumlarında ve Sur’da temsili bir soykırım gerçekleştiriyor.

Kor Kitap’tan çıkan ve bugünlerde ikincisi baskısı yapılan ‘Türk Nüfus Mühendisliği’ kitabının yazarı Gazeteci , Osmanlı’dan AKP’ye Türk Nüfus Mühendisliğinin nasıl yapıldığını titiz bir araştırmayla gözler önüne seriyor.… Devam >> “Nevzat Onaran: 1915 bir daha olur!”