Etiket arşivi: Asuri

Sadık Arslan: Semile ve Süryanilerin bitmeyen çilesi

Semile (Sêmêlê), Güney Kürdistan’ın Duhok şehrinin az kuzeyinde bir belde. Her sözlüğün bir melodisi olur ya, ismindeki incelik ve yumuşaklığın yarattığı hoş seda, yaşadıkları öğrenildiğinde, kuvvetle muhtemeldir ki farklı bir hal alır.

Anavatanlarından söküldükten sonra Asuri-Süryanilerin bir toprak bulma, statü elde etme arayışlarının son bulmasına dair bir sembol Semile. Artık sürekli bir sürgün yaşayacak olmanın sembolü. Bir statüden bahsedilecekse, bu da ‘öteki’lerin bile ‘öteki’si olarak tescillenir. Uluslararası alanda varsa bir “Asuri-Süryani sorunu”, o da böylece “halledilmiş” olur Semile sonrası.Yakın dönem resmi tarihine dair birkaç kitap karıştırıldığında, Irak’ın 1932 yılında bağımsızlığını elde ettiği bilgisine ulaşmak zor olmaz. Ama o kitaplarda aynı Irak’ın ilk faaliyetlerinden birinin, bir yıl sonra 1933’te, Asuri-Süryaniler’e yönelik Semile katliamı olduğu geçmez.… Devam >> “Sadık Arslan: Semile ve Süryanilerin bitmeyen çilesi”

David Vergili: “Gök Neden Yıkılmadı Başımıza Bilmiyorum”

1915 yaz aylarından itibaren, Turabdin bölgesindeki şehir ve köylere, diğer taraftan Van, Hakkari ve Urmiye üçgeninde sistematik devlet ve yerel milislerin katılımı ve tertiplenmesiyle bölgede varlıklarını yüzyıllardır sürdüren Süryaniler benzersiz bir şiddetin ve vahşetin kurbanları oldu.

Osmanlı İmparatorluğu’nun batı ve Karadeniz kıyılarında bulunan Ermeni ve Pontos Rumları’nın maruz kaldığı zülum, doğuda ve gözlerden uzak bir şekilde Süryanileri hedef almıştı.

Hristiyan toplulukların “güvenlik sorunu” böylece ortadan kaldırılıyordu. Süryaniler maruz kaldıkları şiddet, zülum ve yıkımı Süryanice’de Sayfo yani “kılıç” olarak adlandırmaktadırlar.

1914-15 yılları arasında Turabdin, Van, Hakkari, Urmiye ve Harput’ta yerleşik olan Süryaniler, Sayfo yıllarından sonra varlıkları yok denecek noktaya indi, kültürel, sosyal, ekonomik ve depografik bir yıkımın eşiğinde kendini bulurlar; yıkılan onlarca kilise ve manastırlar, yakılan ve tahrip edilen yerleşim alanları, kütüphaneler, zorla el değiştirilen mal-mülkler ve Süryani varlığı son bulan bölgelerle 500 bin civarında insan hayatını kaybeder ve hayatta kalanlar da göçe tabi tutularak Suriye ve Irak’a yerleşir.… Devam >> “David Vergili: “Gök Neden Yıkılmadı Başımıza Bilmiyorum””