Etiket arşivi: Diyarbakır

Bedros Dağlıyan: 24 Nisan 1915 Diyarbakır

Ksenefon’un on binlerin savaşını anlatması gibi dizine başımı koyduğumda saçımı okşarken anlatırdı yayam, Ermenilerin şehrini ve tehcirini.

Yıllar var ki memleketinden uzak gurbet kuşuyum; yaban ellerde tedirgin uçarım… Nasıl bir sevgi ve nasıl bir özlemdir, ben bilirim. Diyarbakır’ı meydana getiren ve bir arada yaşamanın şiirini yazmış olan halklar özgürlük duygularıyla öylesine bir bütün olmuştur ki, kimselere hele ki zalimlere hiçbir vakit eyvallah etmez. Diker başını, göğsünü çıkarır ileriye, dayağa, her türlü zulme hatta kurşunlara karşı durur ki; o artık anaların ağzında ağıt, dengbejlerin dilinde destandır.

Diyarbakır’da “terör operasyonu” adı altında gayriinsani bir operasyon başladığında “eyvah” deyivermiştim. 1980 öncesi de yapılan zalimliği bilen biri olarak halkın başına neler gelebileceğini az çok tahmin ederek.… Devam >> “Bedros Dağlıyan: 24 Nisan 1915 Diyarbakır”

Serdar Korucu: Türkiye’nin “Şehit-i Milli”si “Diyarbakır Kasabı”: Vali Reşid Bey

Dünyanın gündeminde “Bosna Kasabı” olarak bilinen eski Sırp komutan Ratko Mladiç’in soykırım, insanlığa karşı suç ve savaş kanunlarını ihlalden müebbet hapis cezasına çarptırılması var. Ermeni Soykırımı’nda büyük rolü olan ve “Diyarbakır Kasabı” olarak anılan Mehmed Reşid Bey ise hala “Şehit-i Milli” unvanı taşıyor.

Mehmed Reşid Bey, Ermeni Soykırımı tarih yazımında önde gelen faillerden biri olarak zikrediliyor. Üstelik katliamlar ile anılan adı, bu “kariyer”ine 1915’te de başlamıyor.

Raymond Kevorkian’ın İletişim Yayınları’ndan çıkan “Ermeni Soykırımı” kitabına göre, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer alan İstanbul Askeri Tıp Akademisi mezunu Dr. Mehmed Reşid Bey, “faaliyetlerine” Karesi yani Balıkesir sancağında mutasarrıf olarak başlıyordu. 1914’ün ilk üç ayında Ege Denizi kıyılarındaki Rumları tasfiye etme politikasına faal olarak katılıyordu.… Devam >> “Serdar Korucu: Türkiye’nin “Şehit-i Milli”si “Diyarbakır Kasabı”: Vali Reşid Bey”